Serinin 2. Kitabının vorumuna başlamadan şunu belirtmeliyim ki bu yorumda çok fazla spoiler vermek istemiyorum çünkü asıl bomba bu kitapta:)
İIk kitapta karanlık baskı ve ezilmişlik altındaki türlerin umut tohumu yeşermeye başlamıştı. Bir şarkı, bir fısıltı her seyi değiştirmişti ikinci kitap ise "umut"un bedelin anlatıyor
Galaksi henüz ayağa kalkmanın ne kadar ağır olduğunu yeni anlıyor
Baskı altındaki türler yalnızca ekonomik ve fiziksel ezilmişlik yaşamıyor. Kültürler silinmeye çalışılıyor, dilleri yasaklanıyor, tarihler yok sayılıvor. Bazıları tamamen unutulma eşiğine geliyor. Bu unutuluş aslında ölümden beter.
Karanlık artık yalnızca dışarıda değil. İçlerine çöreklenmeve başlamış.
Artık hiç bir sey eskisi gibi olmuyor.
"Evrenin kaderi şekilleniyor. Kahramanlar ve zorbalar son kez kozlarını paylaşmak için meydana çıkıyor." Yani sahneye büyük oyuncular çıkıyor: zorbular (ezici güçler), kahramanlar (direnenler), ve yeni güç unsurlar Griffonataslar gibi)
Bu "koşu" artık sadece gizli hareketlerle değil açık meydan savaşıyla ilerliyor. Düzenin çöküsü yakında. Ama önemli vurgu: "Zaferler sadece meydanlarda kazanılmaz."' Bu demek ki sadece savas silahlarla değil stratejiyle, inançla ,kimliklerle, ihaneta kadar sadakatle de kazanılıyor
Griffonataslar'ın yükselmesi ve direnişin görünürleşmesi birlikte ilerliyor. Mitlerin dönüştüğü gerçeklik, korkuların ve umutların aynı anda varlığını sürdüren bir evrene işaret ediyor. Bu evrende "meydanlar" önem kazanıyor: mücadelelerin sahnesi, halkların gözü önünde değilse bile halkın ruhunda yaratılıyor. Eylemler, halkın inancıni kazanıyor ya da kaybedivor. Aynı zamanda kahraman düşman tanımları bulanıklaşıyor: Zafer kazanan taraf bile belki o zaferin yarattığı yeni savaşı görecek.