Sizlereeee yine çok sevdiğim bir kitap ile geldim
Sid Spencer, tuhaf ve gizemli olaylara ev sahipliği yapan bir kasabanın en sıradan kızıdır. Yaşadığı bu turistik kasaba, büyünün dünyadan mühürlendiği fay hatlarından birinin üzerine kurulmuştur. Sid’in hayatı, fantastik olaylardan uzak, tamamen tipik lise problemleriyle doludur:
Saçını mahveden nem.Bitmek bilmeyen sakarlıkları.Kasabadaki dört Asyalıdan biri olma durumu.Tarihin en utanç verici reddedilişlerinden birini yaşadıktan hemen sonra, en yakın arkadaşı ile hoşlandığı çocuğun sevgili olup onu terk etmesi.
Ancak bu sıradan dertler, kasabayı etkisi altına alan doğaüstü bir kıyametle yerini çok daha büyük bir kaosa bırakır. Sid, büyünün, katillerin ve filizlenen aşkların ortasında, kendini mükemmel derecede anormal bir felaketin merkezinde bulur.
Büyünüm fay hatlarından dışarı sızması mühürlenen sırlar ve muhafızlar arasında bulunan bir çok sır bunlara baktıkça yazarın ne kadar güçlü bir evreni olduğunu görüyoruz. En azından bana göre bu yapılandırmalar içinde bulunan her hikayeyi güçlü kılıyor. Tabiii bunlar içinde Brian ve Sid’in gerçekten bu sırlar ve büyülerle dolu olan bu yerde sevmenin mümkün olduğunu gösteriyor.