Puan vermedi·296 syf.··Beğendi
· Narsis babayla büyümüş bir kız çocuğu düşünelim. O kız çocuğu narsisin ne yaptığını çok iyi bilir esasında. Ezme, eleştirme, kıyaslanma, bir şeylere mecbur bırakılma, hep bir değersizlik hissettirerek büyütülme... Narsis babadan gelen bir kız çocuğu tekrar bir narsis erkeğe âşık olabilir. Çünkü şemasındaki erkek figürü böyledir. Şemasında değersizlik vardır çünkü hep ezilmiş, hep değersiz gösterilerek bir şeyler yaptırılmaya çalışılmıştır... Değersizlik şeması olan biri de narsis biriyle tamamlanacağını düşünür. Oysa tam aksine daha da değersiz hissettirilir.
"İnsan en iyi kendini bilir, bu nedenle karşısındakinin de kendisi gibi davranmasını ve dünyayı algılamasını bekler. Ancak hepimiz farklı deneyimlerden geçerek bugüne gelmişizdir. Bu basit ama fazlasıyla aydınlatıcı bir gerçektir. Herkesin yaşam senaryosu farklılaştığında her şeye bakışı da değişir. İnsan bu yüzden biriciktir ve kimse kimseye benzemez.''
"Bir kadını uzak durarak değil ilgilenerek elde edebilirsiniz. Ama bir erkek her zaman mesafeli bir yerde bırakılarak... Kadın sıcak sever erkekse soğuk..."
"Kırılıp geri çekilmek aksine büyüklüktür, bunu yapamayan çok fazla insan var. Bu geriye çekilme eziklik değildir, tam aksine kızıp bağırmak eziklik olur. Kırılıp geri çekilmek asıl güçlülüktür ve bu çok daha zor bir harekettir. İçe dönmek karşı tarafın sizin gönlünüzü alması için alan açmaktır aksine. Kırıldığınızda bunu yapmanız bu yüzden çok önemlidir."
"Erkeklerde siyah, kahverengi renkler eril enerjiyi, kırmızı ve turuncu tonları da dişil enerjiyi yükseltir."
"Erkek sorumluluk almalı, kadınlar da erkeğe sorumluluğu teslim etmeli."
"Gerektiği zaman kadın ilgiyi kesip geride durmalıdır. Bunu da öfke ile ya da satırlarca yazdığınız mesajlarla yapmamalısınız. Gerçek bir geride durma hareketinde bir duruş vardır. Nazik ve sevecen bir yolla da bunu yapabilirsiniz. Sessiz kalmak, kırıldığınızda kabuğunuza çekilmek dişiliğe aittir. Kadın narin ve hassastır."
"Elbette ilişkinizi önemseyin ama kendinizi daha fazla önemseyin. İlişkiniz hayatınızın odak noktası olduğunda dişilik enerjinizi kaptırırsınız."
"Bütün her zaman iki yarımdan daha fazladır. Tek başına ne erkek ne de kadın güçlüdür, asıl güç bu iki farklı doğanın eşsiz uyumundan doğar."
"Kadınlar daha organize varlıklardır, erkeklerse belli konularda daha iyi konsantre olurlarken tartışmalarda dikkatlerini toparlayamazlar. Erkekler daha rasyonel ve mantıklı düşünmeyi ve daha net davranmayı severlerken kadınlar nispeten daha duygusal ve ayrıntıcıdırlar. Bu yüzden kadınlar olaylara yaklaşırken ve problemleri çözerken daha sezgiseldir. Kadınlar sadece sezgi, içgörü yeteneklerinde değil ayrıca empati konusunda da daha iyidirler. Karşılarındaki kişinin ne hissettiğini daha iyi anlayabilirler. Kendilerini başkasının yerine koyup düşünmek onlar için erkeklere göre daha kolaydır."
"Yapılan başka araştırmalara göre erkeklere olaylara dair anıları kadınlara göre daha genel hatlarıyla hatırlıyor. Kadınlarsa daha detaylı anımsama becerisine sahip. Belki bu bilgi kadın erkek arasındaki kısır tartışmaların neden çözülemediğine dair bir anahtar olabilir sizin için."
"Kadınlar ve erkekler farklı şeyleri problem etmeye meyillidirler. Yani kadın için problem olan bir şey erkek için problem gibi gözükmeyebilir. Hatta çoğu zaman bir kadının pek çok probleminin olduğunu düşündüğü bir ilişkide erkek her şeyin yolunda ve sütliman olduğunu düşünebilir."
"Erkekler,bir sorunla karşılaştıklarında hissettikleri olumsuz duygularla kadınlara göre daha zor baş ederler. Çünkü kadınlar için kötü bir olay yaşandığında hemen bir arkadaş aranır, kadın kadına dertleşilir. Kadınlar birbirine konuşarak ve dinleyerek destek olur. Çünkü kadınlar konuşarak rahatlamayı tercih ederler, çünkü anlaşılmak onlara iyi gelir. Konuşmayı sevmeyen erkeklerin başvurduğu stretejilerden en yaygını unutmaktır. Erkekler konuşmak yerine dikkatlerini dağıtıp konuyu ve duygularını unuturak stres seviyelerini düşürmeye çalışırlar."
"Erkekler yapıları gereği sıklıkla mağaralarına kaçma eğiliminde olurlar. Mağaraları onlar için gereklidir, orada güç toplarlar. Kadın yapışmak ister erkekse çözülmek ister."
"Kadınsılık, hassaslık, nahiflik, bazı şeyleri isteme konusunda talepkâr olmak dişilikle ilişkili konuşabileceğimiz şeyler arasında. Erillik dediğimiz şey ise sahip çıkan, verici olan, koruyan, kollayan özelliklerdir, kıskançlık, sertlik gibi özelliklerden söz etmeyiz erillikte."
Narsisler sıklıkla manipülasyon yaptıkları için aslında ne yaşadığınızı anlayamayabilir ve bir yerden sonra oraya kapılabilirsiniz ve siz de size yüklenen değersizlik duygusuna inanabilirsiniz. Bir şeyleri hep kendinizin yanlış yaptığınızı düşünmeye başlayabilirsiniz.
İçsel olarak sizi aşağı çekerek, değersiz hissettirerek ve sizi ona ihtiyacınız varmış gibi bir duruma iterek kendini besler. O yüzden narsis insan ilk baştan itibaren ailenizi kötüleyerek, arkadaşlarınızı kötüleyerek sizi ya da işinizi kötüleyerek sizi etrafınızdakilerden uzaklaştırmak ister. Çünkü onlar sizin gidebilme olasılığınızı artıran şeylerdir. Narsis siz gidemeyin sadece ona bağımlı olun diye kendi dışındaki herkesi kötüler hatta bu öyle bir noktaya gelir ki en yakınınızdakilerle bile görüşmenizi istemeyebilir.
Kendi anne babamızın ilişkisine bakarak kendi ilişki deneyimlerimizi yaratırız. Yaşamda her şeyi deneyimlediğimiz ilk yer ailemiz olduğu için de tüm öğrendiklerimiz bizim ilk "normalimiz" olur. Bunlar bizim şemalarımızdır, bu konuyu detaylı olarak anlatacağım. Fakat bu ilk öğrenilen deneyimler her zaman sağlıklı bir model olmayabilirler ve bunu fark etmek, kırmak bazen çok güç olabilir. Eğer sorunlu bir ilişki modeli öğrendiysek bunu diğer insanların ilişkileri üzerinden gözlemleyerek değiştirebiliriz.
Güven konusunda endişe duyduğunuz insanlara şöyle bir bakın. Basit bir gözlemle bu insanlarla nasıl bir sınır çizebileceğinizi kolaylıkla görebilirsiniz. Eğer biri başkası hakkında konuşuyorsa örneğin, bu kişi emin olun sizin hakkınızda da konuşacaktır. Bu tip insanlara sırrınızı vermeyin. Unutmayın birinin başkalarıyla ilgili yaptığı şeyler size yapacakları hakkında da büyük ipuçları verir. Başkasının dedikodusunu yapan başka bir gün sizin de dedikodunuzu yapacaktır.
Hepimiz kendimizi iyi hissettiren insanların yanında olmak isteriz. Sürekli şikâyetlenen, negatif duygular taşıyan, hayatta sürekli siyaha odaklanan, diğer renkleri görmeyen kimseyle uzun vakit geçirmekten hoşlanmayız değil mi? Bu durum elbette zaman zaman başımıza gelir, hepimiz dönemsel olarak kendimizi biraz depresif hissederiz. Ancak yapmamız gereken üzerimizdeki bu kara örtüyü kaldırıp atmak, hayata biraz renk bulaştırmaktır.
Nereye gidelim diye sorduğunda canınız balık yemek istiyorsa ben balık yemek istiyorum diyebilin. Fikrinizi direkt ve net ifade edin, sen nasıl istersen diyen biri olmayın. Bir erkeğin gözünde en hızlı değersizleşmenin yolu o ne derse, isterse onu yapmaktır. Her şeyde tercihi ona bırakmak, onun istediklerini yapmak sizi değersiz hale getirir.
Bir erkeği ne kadar görmezden gelirseniz o da o kadar sizin güveninizi ve onayınızı kazanmaya çalışacaktır. Eğer tam tersi bir duruma düşer ve onun onayını almak için çabalayan siz olursanız kör noktaya itilir ve savunmasız pozisyona düşersiniz.
Kitaplığınızda duran ve size ait olan bir kitabı okumayı sürekli ertelersiniz ama o kitabın sizden alınacağını bildiğinizde bir çırpıda okumak, içselleştirmek istersiniz. İlişkilerde de benzer durum vardır, sürekli birinin elinin altında olduğunuzu hissettirmeyin. Her an gidebilir ve yitirilebilir olma duygusunu zaman zaman karşınızdakine hatırlatın.
Çocuğunuzun, kariyerinizin sorumluluğunu alabilmeli, gerektiğinde vazgeçebilmelisiniz. Bazen bir ilişkiyi bitirebilmek, bazen evlenebilmek, bazen çocuk yapmak, çocuğa rağmen ayrılmak için cesaretli olmalısınız. İstemediğiniz, memnun olmadığınız iş için de yitirmeye cesaretle yürümelisiniz.
Özgüvenli insanlar aslında cesaretlidirler de... Hata yapmaktan korkmazlar. Hatanın insancıl bir şey olduğunu bilmek ve korkmamak da cesur yani özgüvenli insanların yapacağı şeydir.
Biliriz ki hiçbir öfke patlaması var olduğu anla ilgili değildir, insanlar zaafları ve güçsüz hissettikleri yönleri üzerinden öfkelerini gösterirler.
Öfkeli insan iki tip tepki verir, savaş ya da kaç. Bu bizim normal bir şekilde hormonlarla da tetiklenen mekanizmamızdır. O yüzden öfkelenen biri ya savaşır ya da kaçar... Sizinse her zaman savaşmaktan uzak durmanız lazım çünkü öfkeli bir insanla savaşmak hiçbir zaman kazandırmaz insana. Genellikle de kaybettirir.
Temeli doğru atılmayan her ilişki eninde sonunda sarsılır ve yıkılır.
Gerçekten mutlu olacağınız ilişkilerin ısrarcısı olun, size zarar verenlerin değil...
Çıkmaza giren ilişkilerde genellikle evlenerek sorunların yok olacağına dair yanlış bir inanç geliştirmiş olabilirsiniz.Evlenince hiçbir şeyin çözülmeyeceğini unutmayın.
Eş seçimlerindeyse bunun tam aksine bencil, sevgisini gösteremeyen, hafif narsistik kişileri seçebilir. Bu kişi aslında çok ilgi bekleyen bir kişiyken çok daha negatif, kendini sevmeyen partnerlerin arayışında olur.
Sizinle gelmek isteyen nedenini, gelmek istemeyense bahanesini bulur...
"Bunu yaptı ama aslında şöyle demek istedi, bunu söyledi ama aslında çok iyi niyetli biri" şeklinde akıl yürütmeleriyle kendinizi oyalamayın.İlk tanışmalar pek çok yönden size o kişinin kişiliğine dair büyük ipuçları sunacaktır. İpuçlarını iyi okuyun."
Erkek, özgürlüğünün baskı altına alındığını hissettiği an içinden tek bir dürtü yükselir: Kaçmak!
Erkekler ilişki dinamiğinde kadınsı ve aşırı kadın rolüne bürünmemeli, kadın da bir erkek olmamalı. Güçlü kadın olmakla erkek kadın olmak aynı şey değildir.
Erkeğe bir şey yaptırmak istiyorsanız gideceğinizi bilmeli, yoksa yapmaz.
Evlenince erkeklerin doğalarının değişmesinin en temel sebebi artık kadını garanti altında hissetmesidir.
Meseleleri kişiselleştirmeyin. "Vay bana bunu nasıl yaptı!" büyük bir yanılgıdır, herkes herkese bir şekilde kırıcı ya da ters hareketler yapabiliyor. Bu tamamen sizinle ilgili değil hatta çoğu zaman değil. Sürekli altını çizdiğim çocukluk şemalarının dışarıya yansıdığı yerler işte tam da buralar. İnsanlarla iyi iletişim kurarsanız her zaman kazanan siz olursunuz. Neye odaklanırsanız onu büyütürsünüz, sevgiye odaklanırsanız sevgiyi, karanlığa odaklanırsanız karanlığı...
Evliliklerde riskli hamlelerden biri yatakları ayırmaktır. Yatak evlilik için şu demektir, her ne olursa olsun yakınlaşılabilecek bir alan. Hiç konuşmasanız dahi ayaklarınızın birbirine değmesi bile ilişkinizi ısıtır.
Sessiz kırgınlıklar gürültülü kavgalardan çok daha etkilidir.
Zaman zaman hayatta yaşadıklarımız nedeniyle kendimizi kapatabiliriz ve bu da kendisini duyguları hissedememe şeklinde gösterebilir. Olumsuz duygulardan kaçmak isterken yaşamamamız gereken olumlu duyguları da hissedemez hale geliriz.
Kadınların tartışmalarda sıklıkla yaptığı hatalardan biri sesler yükselmişken “Hemen bu sorunu çözmeliyiz!” tavrıdır. Gerilim yükseldiğinde sabırla geri çekilmeyi bilmelisiniz. Kadın doğasının en büyük zaafı belirsizliğe dayanamamasıdır, hemen o an sorun çözmek isteyen tavrınızsa ne yazık ki çözüme götürmez sizi.
Kolay gelen kolay gider, hızlı yapılan çabuk yıkılır.
Birinin sizi sık sık kırmasının nedenlerini anlamaya çalışmaktansa sizin o kişiyi neden kolayca affettiğinizi de sorgulayabilirsiniz. Sizin fazlasıyla şefkatli ve affedici olmanız bu tarz insanların biraz da hadsizce davranmasına yol açıyor ne yazık ki.
Kuytularınız olsun, derin bir orman olun, bazı taraflarınız karanlıkta kalsın, her şeyinizle kendinizi açık etmeyin.
Bir şey varsa vardır, yokmuş gibi davranmak odada oturan koca fili görmezden gelmek olur.
Bu tıpkı sürekli ortalığı kırıp döken bir çocuğun peşinden koşarak ortalığı toplamaya benzer.
Bırakın kırılan şeyleri biraz da kıran toplasın.
Erkeğe her zaman bir kapıdan çıkıp gidebilirmişsiniz gibi bir hava yaratın. Hele ki hatalar söz konusu olduğunda bu kapının tamamen kapanabileceğini de bir şekilde bilmesini sağlayın.
Bir erkek için en değerli şey uğruna mücadele ettiği ve çabaladığı bir kadını elde etmektir.
Çocuğunuz hoş olmayan bir tavır sergiliyorsa gün içinde Ipad’le oynama süresini iki saatten bir saate indirin. Çocuğunuzu odaya kapatmak cezadır ve bu hiçbir işe yaramaz. Ancak sahip olduğu bir şeyi kısıtlamak ya da azaltmak daha yapıcı ve daha işlevseldir.
Bir ilişkide iniş çıkışların olması o ilişkinin sağlıksız olduğu anlamına gelmez. İnsan kendi kendineeyken bile iniş çıkışlar yaşayabilir.
Sanki sen artık beni seviyormuşsun gibi geliyor" gibi. Bu cümleler bir narsisin gardını indirecektir. Bu yüzden kavgalarda en çok kullanacağınız şey haklılık-haksızlık değil, değerlilik kavramı olmalı.
Öfkeli insan dinlemez, öfkeli bir narsis hiç dinlemez.
Saklanan şeyler gösterilenlerden daha cazibe uyandırıcıdır.