Popüler oldugu için değil tamamen konusunu kendime yakın bulduğum icin okuduğum bir kitap oldu.
Bana gore;
_Babayi kaybetmek..
insanın hayatında ilk kez “arkamdaki dağım artık yok” duygusudur.
_Babayı kaybetmek…
aslında iki ölümü aynı anda yaşamaktır:
Hem babanın ölümü,
Hem de babanın içinde sakladığı “küçüklük halimizin "ölümü.
Ve ben de iki yıl önce babamı kaybettim.
Bu yüzden Gospodinov’un “babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe” cümlesi mideme yumruk gibi oturdu.
Çünkü ölümün gerçekten nasıl bir şeye benzediğini anlatmak için öyle süslü metaforlara gerek yokmuş.
Insan öldükten sonra toprak olurmus,sessizlik olurmus,her yerde ve her şeyde olurmus ve evet;
-bahçe de olurmuş.
Bizim kültürümüzde söylenenle ayni şey aslinda degil mi?
Topraktan gelen insan toprağa döner
Babam öldüğünde, ağladığım zaman bana hep;
"Metin ol,bak çocukların var üzme Onlari"dediler.
Ama ben de çocuktum. Babamin kızıydım.
Babam her gun telefonda,45 yaşındaki bana hep nasihat ederdi.
--Sıkı giyin,öğün atlama,kendini üzme,kalp kirma,sen iyi olursan herkes iyi olur...
Simdi bana nasihat eden kimse yok.
Beni küçük bir kiz çocuğu gibi gören ve gözünde hic büyümedigim...
Yazar da bunu söylüyor zaten;
--Bizi çocuk olarak hatirlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?--
İşte bu soru insani darmadağın ediyor.
Ben babam ölünce çocukluğumu kaybettim, gençliğimi kaybettim .
Bu öyle bir boşluk ki?
Bu boşluk öyle bir yük ki?
İşte bu kitap ,benim icimdeki boşluğu tanımladı.
Bu yükü taşımakta yalniz olmadığımı hatırlattı.
O kadar ki,sanki ben yazar olmuşum da ,babami kaybettikten sonraki sürecimi tüm yoğunluğu ile ben yaziyormuşum gibi....
Belki de beni bu yüzden bu kadar cok etkiledi.
Ve aslinda ,benim 2 yıldır devam eden yasımın aynası oldu.
Evet.Çok satanlar listesinde.Evet .Belki cok abartıldığıni düşünenler de olacaktır.
Ama bu popülerliği fazlasıyla hakeden bir kitap .
Hazir hissettiğinizde kendinizi,okuyunuz isterim