Selamlar nasılsınız. Herkese iyi haftalar dilerim.
Bir serinin vedasıyla geldim. Bu seride kahkahalarla güldük, bazen üzüldük, ağladık, hatta kimi yerlerde sinir olduk. Ama hepsi o kadar güzeldi ki…
Kimlerden mi bahsediyorum?
Kurşun Asker ve Balerin hikâyesinden.
Her şey bir arkadaşlık sitesinde mesajlaşmayla başladı. İkisi de çok sınandı, özellikle Doğukan… Onun sabrına, alçakgönüllülüğüne, sevmesine hayran kaldım.
“Bu nasıl sevmek be adam? Hiç mi kırgın olmaz insan?” dedim kendi kendime.
Biliyorsunuz, araya giren ayrılıktan sonra Doğa kendini affettirmiş ve Doğukan’a evlilik teklifi etmişti...
Bu kitapta onların o güzel anlarına tanık oluyoruz.
Doğukan, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Doğa’yı istemeye gidiyor… O sahneyi okurken yüzümde kocaman bir tebessüm vardı.
İsteme sonrası Doğukan ve Doğa evlerine dönüyorlar. Doğa’ya biraz sinirlendiğim yerler oldu, hatta Doğukan bile bir patlama noktası yaşadı. Ama yine de pes etmedi!
Adam geçmişte kaçırdıklarını telafi etmek için öyle güzel bir sürpriz hazırladı ki… eridim!
Bu arada Meryem’in Kemal’e sürprizi de ayrı güzeldi.
Ve ahh… Olcay, Musti ve babasının olduğu sahnelerde gözyaşlarıma engel olamadım.
Şu an bile yazarken gözlerim doluyor.
Nikah hazırlıkları başlıyor, her şey usulüne uygun olsun isteniyor ama Doğa’nın içinde hep bir eksiklik… Annesi.
Nasıl bir anne bu ya! Bir tek ablası yanında. “Sen anneysen Gülsüm Sultan ne?” dedim. Kadın harika bir anne! Doğa’ya öyle güzel sahip çıktı ki, ayakta alkışlıyorum.
Pera ile Doğukan’ın dostluğuna da bayıldım.
Ve nihayet o beklenen gün geliyor: Nikah günü.
Doğa’yı ve Doğukan’ı inanılmaz sürprizler bekliyor.
Ama Pera’nın nikâh sırasında yaptığı sürprizi okurken… gözyaşlarımı tutamadım.
Aman ben yine çok konuştum
Ama bu seriyi mutlaka okuyun, kalbinizde kocaman bir yer açacak.
Tuğçe AksalPAROLA YAYINLARI