·126 syf.····Okunma: 09 Kasım 2025 08:09 Acı çekmek, bilinçli bir tercih. Ölüm dışındaki tüm durumlarda, insan acıyı kendisi seçer ve sürdürür. İnsanın acıyı seçmesi kötü bir tercih olarak görülse de, onun cesaretini gözler önüne serer. Acı çekme cesareti -hele ki sevgi gibi kutsal bir değer uğruna sergilendiğinde- takdir edilesidir. Bununla birlikte, hayattaki her tercih gibi, acı tercihi de yeni tercihlere ve çoğu zaman daha fazla cesaret gerektiren tercihlere kapı aralar. Genç Werther'in hikâyesinde bu kapı, yaşamdan vazgeçmeye açılıyor. Ölümü seçmek de tıpkı acıyı seçmek gibi üstün bir cesaret gerektiriyor. Yaşamın tüm güzelliklerinden, yaşanabilecek tüm heyecanlardan ve yaşamla mücadele etme hazzından peşin peşin vazgeçmek demek ölmek. Evet, ölmek cesaret ister. Ancak yaşamanın daha büyük bir cesaret istediğini de göz ardı etmemeliyiz. Çünkü ölüm ile her mücadele son bulur. Oysa yaşam, mücadelenin ta kendisidir.
Genç Werther, yasak ve saplantılı bir aşk peşinde gençliğinin en güzel yıllarını heba etti. Kendisine yeni başlangıçlar yaptırabilecek pek çok seçeneği olduğu halde, kendisini derin bir melankoliyle yaşamaya mecbur etti. Bu haliyle ailesini ve arkadaşlarını kaygıya ve üzüntüye sürükledi. Nihayetinde derin bir buhrana ve ölüme yol aldı. Öte yandan Lotte önce nişanlı, sonra da evli bir kadın olmasına rağmen her zaman Werther'e açık kapı bıraktı, her zaman ona örtülü umutlar verdi. Böylelikle Werther'in ölüme giden yolunun taşlarını da günden güne döşedi. Hem de bu yaptıklarıyla, kendisini çok seven kocasının mutluluğunu da çekip aldı. Kendisi ise çok uzun sürmeyecek bir yasın ardından, yaşama kaldığı yerden devam edecek. Belki o yası bile insanların kınamasından çekindiği için tutacak.
Velhasıl, aşk ilişkileri biraz Türkiye'nin hukuk sistemine benzer. Ardında bir ölü, bir yaralı bırakan insanlar, gün sonunda hiçbir şey olmamış gibi toplumun içerisinde özgürce ve yaşamlarına -ya da en azından duygularına- kastettikleri insanlardan daha mutlu yaşamaya devam ederler. Öyle ki işledikleri cinayetler onları daha da cesaretlendirir ve yaptıklarından daha fazlasını yapmayı da kendilerine hak görürler.
Talihsiz genç Werther'imiz, karşılıksız sevgiye saplanıp kalmanın, ihanetin, zayıf psikolojinin, fazla duygusallığın insanı nerelere sürükleyebileceğinin hazin bir örneği... Acı çekme ya da yaşamını sonlandırma cesaretini değil; yaşama cesaretini hem de yaşama dört elle sarılma cesaretini gösterebilmeli insan. Çünkü dünya ve diğer tüm insanlar, siz olmadan da aynı şekilde akışına devam edecek. Kimse sizin çektiğiniz acıdan etkilenip, yaşamının yönünü size doğru çevirmeyecek. Sevginin kıymetini bilenlerle, mutlu kalın!