Kitap genel olarak 1900'lü yıllarda Çankırı'da yaşamış şair ve tasavvuf erbabı Ahmet Mecbur hakkında araştırma yapan bir ikiliyi anlatıyor. Önce Ahmet Mecbur'un çoktan viran olmuş kütüphanesini sonra divanını, evini, torunlarını, en son da mezarını arayarak hikaye devam ediyor.
Bu esnada bütün bir şehrin tarihininden, ilim ve kültüründen ayrıca bugününden bahsediyor. Sadece bir roman değil gerçekten şehre verilmiş dünü bugününe bağlayan nadide bir eser.
Anlatı yer yer geçmişe dönerek Ahmet Mecbur'un bakışından kaleme alıyor. Oğlunun Çanakkale'de şehit olması üzerine yazdığı şiiri, ruh halini ustalıkla anlatıyor. Yolu Çankırı'dan geçen, geçmeyen tarih, tasavvuf ve şehir tarihine dair merakı olan veya sadece güzel bir roman okumak isteyenlerin değerlendirmesi gereken bir kitap.