Kitabın başlarındayken bana "Normal People" havası verdiğini düşündüm ama ilerledikçe yanıldığımı fark ettim. Kitapta herkesin bir ismi var ama olayın kahramanı olan kızın ismi yok. Bunu, yazarın karakteri tüm kadınlara ithaf etmesiyle ilişkilendirdim. Yani bu tespitim ne kadar doğru bilmiyorum ama o isimsiz anlatıcı aslında sen, ben, hepimiziz. Hepimiz benzer şeyler yaşadık; o yüzden ismi yok, çünkü o hepimizin hikâyesini anlatıyor.
Kitap, yirmili yaşlarında bir kızın üniversitede okurken aşık olduğu çocuktan, kendisini ve bedenini keşfetme sürecinden, yaptığı hatalardan, yaşadığı hayal kırıklıklarından, hayata yüklediği anlamlara kadar her şeyi anlatıyor. Bir nevi kızın iç dünyasına, zihninin derinliklerine yolculuk ediyoruz. Bazen alakasız şeylere takılıyor, bazen kafasında kurduğu olmayacak senaryolara kapılıyor, bazen de depresif ruh haliyle karanlık düşüncelerini paylaşıyor.
Bence kitabı okuyan herkes, kendi yaşadığı aşkları, kırılmaları, o yalnızlık anlarını hatırlayacak. Evet, ben de böyle hissetmiştim dedirtecek türden bir kitap
Son olarak birine bağlanmak, belanızı çok güzel severrrr :)