Gönderi

6/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
İlk hikayemizin adı Avni Hurufi Efendi'dir. Bu hikayede, yalnız yaşadığını düşündüğümüz ellili yaşlarda, tıknaz kısa sakallı bir adamın çevresinden bunalması sonucunda önce felç geçirip sonra hayatını kaybettiğini okuyoruz. Avni Hurufi Efendi bazı akşamlar kendi kendine çıkıp yiyip içip evine dönmeyi seven bir karakterken bir gün komşu kınasındayken yanına gelen ve onu gevezeliği ile köşeye sıkıştıran Şevki, adamın akşamını mahveder. Avni Efendi ondan kurtulduğunu zannederken Saraç İbrahim Efendi'ye sığınır ve onun da laflarından bunalınca kötüleşir. El Malının Tasası ise komşuların kendi arasında geçen diyaloglarından oluşuyor. Kahvede gemilerle ilgili konuşulurken bahçeden gelen iki kardeşin kavga sesi sohbeti böler. İki Ziyaret adlı hikayede farklı zamanlarda aynı kişilerle gerçekleşen ziyaret konu edinilmiş. Doktor Şakir Mustafa Efendi eski tanıdığı Eczacıbaşı Yusuf ve ailesinin yıllar içindeki değişimine, maddi durumun artması ile oluşan yozlaşmaya, kuşaklar arasında değişen değer yargılarına şaşırır. Rüya Nasıl Çıktı hikayesi postacı Tevfik Efendi'nin komşusu İzzet ile karşılaşmasıyla başlar. İzzet Efendi onu rüyasında gördüğünü söyler ama rüyasını anlatamadan Tevfik Efendi iş yerine geri dönme bahanesiyle oradan ayrılır. Akşam eve gittiği vakit eşi ve kayınvalidesinin pekmez kaynattığını görür. İçinde duymak istemediği rüyanın sıkıntısıyla onlara yardım etmeye gider ve pekmez ayaklarına dökülür. Bu vahim durumunu rüyanın şerrine bağlayan ve bir şekilde çıktığını düşünen Tevfik Efendi, geçmiş olsuna gelen İzzet Efendi'den aslında onu rüyasında görmediğini öğrenir. Memduh Şevket, bu hikayesinde durum hikayesinin güzel örneklerine yer vermiştir. Olayın akışını keserek karakterlerin iç dünyasını okura yansıtır. Haşmet Gülkokan; Soma'da doğmuş, İstanbul'da büyümüş, Ankara'da Gümülcineli bir bayanla evlenmiş, iki de sevimli çocuk sahibi olmuş; kırk yaşlarında, kısaca boylu, buğday benizli, güler yüzlü, konuşkan bir adam; iş saati bitip de kaleminden çıkınca, doğru şakir'in fırınına gidip ekmeğini alır, evin yolunu tutar. Para kıt, geçim dar ise de, evdekiler yoktan anlamazlar, bulup buluşturup bir şeyler almalı, çantayı, kese kâğıdını, cepleri, koyunu koltuğu doldurup eve öyle gitmeli. Araştırıp ucuzunu bulmadıkça, dükkânlarda çene çalmadıkça çanta dolmaz! Tanıdıklarından biri rast gelirse, durup konuşmak, söyleşmek, dedikodu etmekten de geri kalmazlar. Yazar Haşmet Gülkokan karakterini görürsek tanımamızı istiyor. Herkesin içinden ve hoşsohbet biri olduğundan kiminle karşılaşsa neşeli tavırlarıyla ortamı yumuşatan bir karakter. Hasta: Maliye veznedarı Tevfik Efendi, banka önünde ayak bileğini burkarak hasta yatağına düşer. Evdekiler ve ziyaretçiler ona büyük ilgi ve sevgi gösterir; Tevfik Efendi bu durumdan keyif alır. Ancak on gün sonra bu ilgi azalınca, Tevfik Efendi zor da olsa işine geri döner. Öykü, hasta bir kişiye gösterilen geçici ve yapmacık ilgiyi, eleştirel ve mizahi bir dille anlatarak okuyucuya ders veren bir durum hikâyesidir. Kitaba ismini veren hikaye Mendil Altında; aslında yazarın en bilinen, konuşulan derinliğiyle en çok beğenilen hikayelerinden biri. Üstelik durum hikayesinin de en güzel örneklerinden. Sicil memuru Cavit Bey, öğle arası bir mendil aştında uyuyakalıyor ve kendini Müsteşar'ın karşısında gururlu şekilde hayal ediyor. Devamında bakan olduğunun hayaliyle uyurken birden rüya bitiyor ve o rutin memuriyet hayatına geri dönüyor. bu hikayede aslında sıkılmışlık, takdir görme, çabanın karşılığını alma gibi çeşitli mevzular okura sezdiriliyor ve siz okurken gerçekten karakterlerin, o durumun şahiti olarak buluyorsunuz kendinizi. Feminist: İstatistik müdürü Selim Bey öğle yemeğine çıkarken önünde yürüyen gençlerden birinin arkadaşlarına “Ben feministim.” demesi üzerine feminist kelimesinin anlamını merak edip her önüne gelene sormaya başlar; fakat bir türlü kimseden doğru bir cevap alamaz. Bu iş o kadar uzar ki sonunda Selim Beyin adı feminist kalır. Bunun üzerine konferanslara ve davet edilir. Celile: Bir sağlık evindeki hasta, oradaki eksiklikleri ve eksiklikleri gidermeye çalışır. Tek bir Başhemşire Celile’nin işine yaramaz. Celile’nin hayal kırıklığı yaratan hayat hikâyesini öğrendiklerinde aralarındaki buzlar erir ve arkadaş olurlar. Dursunhacı: Dursunhacı, komşusunun kendi tarlasında bağ yapacağını öğrenince kıskanır. Bunu önlemek için her şeyi dener, ancak başarısız olur. Ekinleri mahvetmek için gece yarısı bağa girdiğinde porsuk sanılır ve öldürülür. Müdürün Züğürdü: Bir mahalle muhtarı köylüden zorla para alınca kaymakamlığa şikâyet edilir. Kaymakam durumu incelemek için bir ağ kurar. Müdür o kadar ikna edici konuşur ki ağa müdürü kurtarmanın bir yolunu düşünmeye başlar. Kızımız: Bu hikayeyi fazlaca sevdim. Sebebi; hikayeye adını veren karakterin, gerçekten günümüzün özenti gençlerine benzemesi. Kötü insanlar değiller hatta masumlar belki ama kendi duruşlarından çok çevresine göre şekil alıyorlar. Kocasının onu aldatmasına karşı vereceği tepkiye kadar. Çok içten, gerçekçi ve abartısız bir anlatımla yazmış yazar bu öyküyü. O yüzden de favorilerilerimden oldu.
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023845 okunma
·
104 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.