·282 syf.····Okunma: 05 Temmuz 2025 10:38 Keşke ben de kendi kütüphaneme gidebilseydim. Gerçi benimki eski bir plak dükkânı mı olurdu yoksa bir resim sergisi mi olurdu, bilemedim. Paralel evrenlere gidebildiği, merak ettiği o hayatlarda kendini görebildiği bir yolcu olmak herkese iyi gelirdi.
Mükemmel bir hayat yok; bunu bilmek için evren evren gezmeye gerek yok. Ama insan merak ediyor: Ne olurdu, nasıl olurdu? Ya da neden olmadı? Hayatta hepimiz kararlar alıyoruz. O an doğru gelen şey, seneler sonra çok yanlış gelebiliyor. Bazen hayat yüzümüze bir tokat gibi vuruyor. Bazen aradığımız belamızı fark etmeden buluyoruz.
En çok ilgimi çeken kısım “Pişmanlıklar Kitabı” oldu sanırım. Herkesin o kadar çok pişmanlığı vardır ki… Bazı insanlar var; geçmişle hiçbir bağı yokmuş gibi yaşayan ya da pişmanlığını iki gün yaşayıp sonra kalkıp devam eden… Ben hiçbir zaman bu kadar güçlü olmadım. Ya da bunun adı güçlü olmak mı, içine atmak mı bilemiyorum. Her zaman “İçimde kalmasın.” mantığıyla hareket ettim. “Ya pişman olursam?” diye… Ama pişmanlıklar bir yerden yine çıkıp hayatımızda yerini alıyor. Kitapta da bahsedildiği gibi, aslında ne yaparsak yapalım bazı şeylerin olacağı baştan belli oluyor. Bizim hatamız olmayan şeyler de var ve belki bu yüzden kendimize fazla yüklenmemeliyiz.
Kitabı okuduktan sonra bakış açım bir tık değişse de hayatla savaşım bitmedi. “Keşkelerim” azaldı ama… Çünkü keşkeler sadece insanı üzüyor. “Keşke şurada doğsaydım, keşke şu okula gitseydim, keşke şöyle yapsaydım”larla hayat geçmiyor gerçekten.
Hiç pozitif biri değilim; yapım böyle değil. Ama insanın sahip olduğu hayat çok değerli gerçekten. Sevdiğiniz insanlara sıkı sıkı sarılın ama hiçbir şey de sizden değerli değil, unutmayın. Tercihlerinizin arkasında durun, çok canınız yansa da. Zaten biraz da su akar, yolunu bulur sanırım.
Güzel kitaptı ya. Sadece ana karakterimizin seksen paralel evren görmesi, hepsinde farklı bir noktada olması, hepsinin de bok gibi olması ve bir şeyleri kaybetmiş olması… Ama ne hikmetse abisinin o seksen hayatta hep aynı elemanla birlikte olması saçmalıktı. Cidden başka birini bulamamış mı o kadar evrende? Neyse, konumuz abisi değildi. Öyle işte…
EDİT:
Alıntılarımı gözden geçirirken göz devirdiğimi fark ettim. Söylemenin kolay olduğu şeyler silsilesi...
Öncelikle "yok milyonlarca olasılık vardır da bu olasılıklar umut dolu da sorun bulunduğunuz yer değildir bakış açınızdır da..." söylemesi çok kolay cümleler. Hayat bazen gerçekten boktan olabilir. İnsan gerçekten pişman olabilir belki de olmalıdır da. Ders çıkarmalıdır belki de...
Volkan metaforu gerçekten güzel. İnsan kendinden de hayatından da kaçamaz. Ama yıkıcı bir patlama sonrası her şey yok olduğunda, "ay bir orman yaratabilirm ben" ruh haline geçilmiyor maalesef. Keşke bu kadar kolay olsaydı. Ama yok olan ölü topraktan tekrar bir şeyler yeşermesi için çok ciddi bir zaman geçmesi gerekiyor. Orman olması için ne kadar zaman geçmesi gerektiğinden bahsetmeye gerek yok bence. Sonuçta bu zamanın ne kadar olacağı kişisel, evet. Kabullenme evresi ne kadar kısa olursa ve adaptasyon ne kadar kolay olursa tekrar hayat bulmak kısa sürebilir.
Özetle "yok işte bir sürü olasılık var da akıllıca seçim yaparsak mutlu da oluruz başarılı da" ya da " salla hayatı pişmanlıkla yaşanmaz olan oldu amaaan" gibi kafalar biraz komik ve ulaşılmaz. Zaten o kafada da olmak istemem sanırım. Yani evet "pişmanlıklarla ya da paralel evrende neler oluyor ay şöyle yapsaydım ne olurdu yok böyle yapsaydım ne olurdu" ile yaşanmaz. Ama "bunları düşünmeyin" demek biraz boş. Herkes düşünür ve düşünecek de. Bazı insanlar daha az bazıları daha fazla. Sağlıklı sınırlar içinde insanın pişmanlıklarını ve keşkelerini saklaması bence normal olan.
Ayrıca "olimpiyatlarda madalya, ideal koca, iyi maaş vb fasa fiso" demek de inanılmaz komik. Neyin güzellemesini yapıyoruz ya da ne bu fakir edebiyatı mı? Evet belki ideal birisi yoktur. Her zaman dört dörtlük olamaz hayat ya da kişiler. Ama hak ettiğini ya da en iyisini istemek neden yanlış olsun ki? Fasa fiso?? Bilgisayar başında oturup bunları yazmak sonra kitap yapmak, satmak ve bundan para kazanmak... Bu bir başarı değil mi mesela? Eğer maddesel hiçbir şeyi başarı olarak adlandırmıyorsak ya da isteklerimizi bu yönde yapmıyorsak süper çelişkili olmuş kitapta geçen cümleler ve bu kitabın varlığı.
Kişisel gelişim kitaplarının olayı bu galiba. Uygulaması imkansız olan şeyleri insanlara basitmiş gibi anlatıp durmak.
Kitap güzel, bakış açısı faydalı olan noktalar var ama bu kadar zor şeyleri böyle çocuk oyuncağı gibi anlatmak gülünç geliyor bana.
Bazen elimizde olmaz bir şeyler. Değiştiremediğimiz hava durumu bizi mutsuz etmemeli evet. "Elimizde olmayan şeyler için kendimizi suçlamayalım" kısmını alıyorum kitabın sanırım.