·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Kasım 2025 18:38 1. O kadar çok kendimi buldum ki, satır satır kendimi okudum sanki. Yazar resmen martin karakteri altında beni yazmış. Hangi yönlerden mi? Dergilere yayın için makale yollaması sürekli ret yemesine rağmen göndermeye devam etmesini okuyunca beni kendine çekti zaten. Akademide olanlar bilirler, yayın süreci çok zor ve yıpratıcı bir süreçtir ama editörden geçip hakeme yollandığında başlar iç kıpırtısı. Hele hakemlerden de geçip yayına alındığında tüm o yıpratıcılıklar bir anda yok oluyor, yerini muazzam bir tatmin duygusuna bırakıyor. 9 ay eziyet çeken bir kadının doğumdan sonra yaşadığı o haz gibi birşey...
2. Tek yazarlı ilk makalemi 20 den fazla dergiye yollamışımdır. Her seferinde ret yedim. 2 sene dergi dergi dolaştı, acelem yok dedim. Sonra scopus indeksli q1 bir dergiden kabul alınca yaşadığım o hazzı, martini okurken tekrar yaşamış oldum.
3. Devir şöyle değişti, eskiden makale yazarlarına para ödüyolardı, şimdi yazarlar dergiye para ödüyor yayınlatmak için. Şu yaşadığım çağda 1900 lerin kalitesi yok gerçekten, yapay zekayla birlikte artık her şey o kadar yapaylaştı ki yapay zekasız bir metin arar oldu gözlerim. Her yazı buram buram yapay zeka kokuyor neredeyse. Ben bu yüzden 1900 lerde yaşayıp üniversite okuyacak kadar şanslı bir kadın olmak isterdim. O zamanın lise eğitimi şu zamanın doktorasından üstün bence. Bir çok profesörün analitik düşünme becerisi, eleştirel düşünmesi o dönemin lise öğrencilerinden daha geride.
4. Martin gibi ben de kendimi bulduğum bir işe giriştim, belki şuan dibe vurdum, maddi olarak martin gibi ben de çok sıkıntıdayım ama inancım, kendime ve kapasiteme inancım tam da martininki gibi. Martin kendine 2 yıl biçmişti ben 4 yıl biçiyorum. 40 yaşıma gelmeden bu hayattan alacağımı alacağıma inanıyorum.
5. Martin zengin olduktan sonra onu yemeğe çağıranlar açken nerdeydiler, martin yine aynı martin, düşünceleri eti kemiği değişmedi. Martin en çok buna üzüldü. Kölelik sisteminde saatlerce mesai yaparak aylık 35 dolar kazanırken önceden bitmiş bir iş için binlerce dolar kazanmasını sorgulaması çok etkileyiciydi insanı derin düşüncelere sevk etti. Beyaz yakalı da olsan maaşlı çalışıyosan kölesindir.
6. O nasıl bir intihar sahnesiydi, ben kabul edemedim okuduklarımı, martinle çok duygusal bir bağ kurmuştum, yani olmadı be martin, ölürken bile felsefe yaptın, ölürken ölüme özendirdin. Ben özgürüm dedin. Kendi ölümüme karar verecek kadar özgürüm dedin..
7. Çok etkilendim martin. Gerçek hayatta olsaydın ve denk gelseydik asla yanından ayrılmak istemezdim sanırım. Benim erkek versiyonumdun.. var mı martin gibileri şu asırda? Varsanız nerdesiniz?