Kurguda karanlık karakterler ve empati deyince tabiki Jo Nesbo. Her insanın içinde karanlık ve aydınlık vardır. Bazılarında karanlık daha ön plana çıkar ama çoğunlukla sebebi de vardır. Daha önce suç işlemiş ve her şeyin kurdukları düzende devam etmesini istediği için suç işlemeye devam etmekten çekinmeyen iki kardeş. Yazar bu kitapta daha çok Roy karakterinin içindeki karanlığı gösteriyor ve okura sık sık şunu soruyor: "Sen olsaydın ne yapardın?"
Kitabın alt metninde sorgulanan kavram; aile. Kan bağı dediğimiz şey ne kadar güçlü? Sadece kurgunun ana karakterleri olan Opgard kardeşler değil; babasının ölümünün arkasındaki gerçekleri araştıran Kurt ve çocukluğunda kendisini taciz eden babasına çarpık bir sevgi duyan Natalie'de bu sorunun cevabı için ilgimizi çekiyor.
Kitapta katili aramıyoruz ve bir gizem de yok. Katiller de nedenler de ortada. Ama bu kesinlikle merakla sayfaları çevirmeye engel değil. Çünkü karanlık zihinler aynı zamanda oyunun kurallarını da belirler. Roy'un her hamlesini, haklı olsa da olmasa da, içinizde bir yerlerde kazanmasını dileyerek heyecanla takip ediyorsunuz. Evet biraz da sizin içinizdeki psikopata ulaşan bir kurgu. Büyük bir keyifle okudum. Yazarın kalemini sevenler için polisiye değil ama psikolojik derinlikli farklı bir kurgu olduğunu da söylemek lazım.