M.M.’in okuduğum çokuncu kitabı Fink ve sanırım diğerlerine nazaran daha az sevdim. Bunda acaba karakterlerin hayali değil de gerçek olmasının sebebi var mıdır, onu da bilemedim.
Kitapta Göksenin Yıldırım isimli bir uzakdoğu modelinin hayatından kesitler anlatıyor.
Kitap nesir değil de nazım dili kullanılarak yazılmış havası veriyor. Nitekim devrik ve kafiyeli satırlar yoğunlukta. Olaylar hayli trajikomik, anlatım klasik menteş anlatımı, güldürürken düşündüren cinsten. Bölümler arası kopukluklar var, zira kitap biraz da biyografik olduğundan anılar arası git-geller çokça. Yani bir roman kurgusu beklememek gerekiyor. Sanırım beni cezbetmeyen de bu oldu.
Normalde övüp övüp bitiremediğim menteş kitaplarından sonra biraz değişik bir inceleme oluyordu, ben de şaşkınım. Ama bu kitabın kötü ya da okunmaz olduğu anlamına da gelmesin lütfen. Diğer kitaplarının muazzamlığından sonra böyle oldu efenim, mazur görünüz, keyifli okumalar ;)