Puan vermedi·153 syf.··
2025 125. kitabı
Bugün sizlere içsel sorgulama yaptıracak bir kitapla geldim. @i.ugurkaraaslan ’ın yazdığı “Ruperta’nın Öyküsü” beni ilk sayfasından itibaren içine çekti diyebilirim. O sessiz gecede, bir otobüs durağında başlayan hikâye aslında iki yabancının birbirine rastlaması kadar basit değil. O karşılaşmanın içinde, geçmişin yükleri, pişmanlıklar, insanın kendiyle yaptığı o bitmeyen hesaplaşma var. Yazarımızın, sözcüklerini gösterişten uzak ama duygusunu derin bir dille kullanmış; her satırda insanın içini sızlatan bir gerçeklik var. Kitapta Ruperta’yı tanıdıkça aslında onun kadar kırılmış, ama hâlâ dimdik duran birini görüyorsunuz. Karşısındaki adamla arasında geçen konuşmalar bir nevi ruhun aynası gibi. İki insanın yolları tesadüfen kesişiyor ama o tanışma, birbirlerini değil, kendilerini anlamalarına vesile oluyor. Sanki hayatın akışında durup “nerede kayboldum” diye sorduğunuz bir an gibi… “Ruperta’nın Öyküsü” duygusal ama ağır değil; romantik ama yapay değil. Gerçek, sade, içten. Bittiğinde içinizi burkan o tanıdık sessizlik kalıyor sadece. Belki hepimizin bir durağı, bir Ruperta’sı var bu hayatta ve belki bazen en büyük hikâyeler, bir durakta başlıyor ki bilir? İyilikle ve kitapla kalın.
Ruperta’nın Öyküsüİ. Uğur Karaaslan · İkinci Adam Yayınları · 20252 okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.