Victor Hugo’nun klasikleşmiş eseri Notre Dame’ın Kamburu, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; insanın içindeki iyilik ve kötülüğün, toplumun dışladığı bireylerin ve adalet kavramının güçlü bir sorgulamasıdır. Roman, 15. yüzyıl Paris’inin büyüleyici fakat bir o kadar da karanlık atmosferinde geçer. Hugo bu atmosferi yalnızca bir “mekân” olarak değil, adeta canlı bir karakter gibi kurgular; Notre Dame Katedrali’nin kendisi eserin simgesel merkezidir.
Eserin trajik kahramanı Quasimodo, görünüşü nedeniyle toplumdan dışlanmış olsa da iç dünyası şaşırtıcı bir saflık ve iyilik taşır. Onun Esmeralda’ya duyduğu sevgi, karşılık beklemeyen, koruyucu ve masum bir sevgidir. Bu yönüyle Quasimodo, dış görünüşün değil, karakterin ve kalbin değerini hatırlatır. Hugo’nun amacı da zaten okuyucuyu “güzellik” kavramını yeniden düşünmeye çağırmaktır.
Esmeralda ise özgür ruhlu, iyi kalpli ve toplumun acımasız yargılarının ortasında kalmış bir genç kızdır. Onun masumiyeti, dönemin ön yargıları tarafından sürekli tehdit altındadır. Frollo karakteri ise romanın en karmaşık figürlerinden biridir: Din adamı kimliğine rağmen yoğun bir tutku, kıskançlık ve takıntı girdabına saplanmış bir kişidir. Frollo, bireyin bastırdığı duyguların nasıl yıkıcı bir şekle bürünebileceğinin somut bir örneğidir.