·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Kasım 2025 00:32 GÜZ YILGINLIĞI
(Roman)
Necib Mahfuz
1911–2006 yılları arasında yaşamış, Nobel Edebiyat Ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un düşünce dünyasını daha iyi anlamak için eserlerini okumaya onun kısa bir romanı olan Güz Yılgınlığı kitabıyla devam ediyoruz.
Roman boyunca, 1952 Hür Subaylar Devrimi sonrasında Mısır’ın siyasal yapısı tamamen değişirken, eski rejimle birlikte var olmuş bir bürokrat olan İsa’nın yaşamının hızla çöküşünü ve kendisiyle hesaplaşmasını anlatır.
Güz zaten çöküşün sembolüdür. İsa’nın hayatındaki çöküşün, yılgınlığın ve yalnızlığın sembolüne dönüşür.
İsa, devrimden önce güçlü bağlantıları olan, ayrıcalıklı, sistemin nimetlerinden faydalanan bir devlet görevlisidir. Hatta bakan olmayı bekleyen biridir.
Devrimden sonra yeni rejim “eski düzen adamlarını” tasfiye etmeye başlar. İsa da bir anda işsiz kalırarak
hem makamını, hem toplumdaki konumunu, hem de kimliğinin dayandığı tüm dayanaklarını kaybeder. Adeta sonbaharını yaşar.
İsa bir anda boşluğa düşer.
Toplumdaki yön değişimi karşısında kendini tehlikede görür ve fazlalık gibi hisseder.
Kendisiyle ve Mısırla ilgili derin iç sorgulamalara girer.
Evlenmeyi düşündüğü kadın Selve ile olan nişanlılık ilişkisi de bozulur, ekonomik sıkıntılar başlar.
İsa toplumdan kopuk, amaçsız bir adam olmaya başlar. Selve ve babasının asıl bağlandıkları şey ise İsa’nın ikbaliydi zira.
İsa bu pisikoloji ile amaçsız dolaşırken sokakta tesadüfen karşılaştığı genç bir kadın Riri hayatına girer.
Bu genç kadın yeni toplumun dinamizmini, eski düzenle bağı olmayan bir bakış açısını, daha pratik ve hayatta kalmayı bilen kuşağı temsil eder.
Kadın, İsa’ya ilgi gösterir; fakat bu ilişki onun iç karmaşasını çözmeye yetmez. İsa kendini ne eski dünyaya ait hisseder, ne de yeni dünyaya.
Zira yeni yöneticilerle içli dışlı olan kuzeni Hasan’a da yüz vermemiştir.
Romanın sonlarında Selve yeni dönemin adamlarından olan Hasan’la evlenmiştir.
İsa bir süre yönsüz kalarak hiçliği tadar. Kumar, kayıtsızlık, amaçsızlık içinde çırpınır.
Gencin yardım tekliflerini bile zaman zaman geri çevirir; çünkü kendi kimliğini bile kavrayamaz durumdadır.
İsa;
eski rejimin çöken değerlerini,
yeni rejime uyum sağlayamayan bireylerini veya aydınlarını/bürokratlarını, toplumun kimlik değişim sürecini, ahlaki ve siyasi dönüşümün birey üzerindeki sarsıcı etkilerini çok iyi yansıtan bir karakterdir.
İsa yeniden bir seçim yapar ve aslında dul bir kadın olan Kader ile evlenir ama onunla da mutluluğu yakalayamaz zira Kader ve annesi de idealsiz insanlardır ve sadece parayı değer olarak görmektedirler.
Daha önce para ile birlikte olduğu ve sokakta tanıştığı Riri ile yaşadığı yasal ilişkiden bir kızının olduğunu görür. Riri ile birlikte olmaya çalışır ama Riri de onu reddeder zira zamanında ona sahip çıkmamıştır.
Yaşadığı dönemin içinde bulunduğu bunalım ve buhrandan hareketle
Mahfuz finali bilerek muğlak bırakır:
Bu bir yeniden doğuşun başlangıcı da olabilir yılgın bir adamın umuda tutunma çabası da. Güz yılgınlı psikolojisi yani. Yeniden doğuş ama eskiden farklı bir varoluş ihtimali belirir.
Tema olarak;
• Devrimlerin psikolojik etkisi,
• Eski düzen ile yeni düzenin çatışması,
• Kimlik krizi, yalnızlık ve amaçsızlık,
• Ahlaki ve toplumsal dönüşüm,
• Yeniden başlama umudu işlenmiştir.
Kısacası Mahfuz’un bize söylemeye çalıştığı şudur:
“Toplumsal dönüşümler yalnızca devletleri değil, bireylerin zihinlerini ve hayatlarını da kökünden değiştirir.
Asıl sınav, bu değişimin ortasında kendi kimliğini yeniden inşa edebilmektir.
Okunabilir bir roman.