·146 syf.····Okunma: 18 Kasım 2025 08:15 Ana karakterimiz Amman
Pakistan’ın soğuk ve karanlık sokaklarında annesiyle hayatta kalmaya çalışan bir çocuk… Çocukluğunu yaşayamadan, çocuk olmanın ne demek olduğunu anlayamadan büyüyen bir çocuk. Doğduğumuz ev, yer, aile her şey kaderimizdir. Peki bu kaderle sınanmak nedir ? Amman, annesinin yaşaması için mücadele ederken aynı zaman da babasının nefretiyle de mücadele etmek zorunda kalan bir çocuk. Bir baba neden evladından nefret eder ? Neden evladının canını yakmak ister ? Babasız olmak mı yoksa baba olamayan birinin çocuğu olmak mı daha zor ? Çocukluğunu yaşayamadan büyümek daha zor…
Amman çok şanslı ki Ali gibi bir dosta, kardeşe; Abdül gibi patrona ve Tina gibi aşk’a sahip…
Yine aynı şeyleri yaşayacak düşüncesiyle uyandı Amman. Her hafta olduğu gibi pazar’da çalışıp kardeşiyle mutlu döneceklerini düşünürken çok sevdiği Ali’sini kaybedeceğini, hayatının tamamen altüst olacağını nereden bilebilirdi ki…
Hayatın ağırlığını, sırtındaki yükü artık taşıyamaz olduğu an’da hayatının aşkı Tina’yla karşılaşır. Artık ondan mutlusu yoktur. Peki bu aşk ne kadar sürdü ? Hayat sillesini orada da gösterir Amman’a…
Her şeyin bittiği an, Bereket Tanrısıyla karşılaşır. Annesinin tedavisi için gerekli parayı diler. Her adımda daha fazla daha fazla ister. Aslında kitabın ismi “Doyumsuzluk” buradan gelir. Doyumsuzluk sadece açlık ve tokluk olarak sınıflandırılmamalı.
Çünkü doyumsuzluk sadece tüketimle değil; ilişkilerde, kariyerde, yaşam tarzında da irdeler. Çünkü doyumsuzluk sadece “şeye” değil, hayata karşı da olabilir.
İnsan, ancak kendini tanıyarak ve sahip olduklarının kıymetini bilerek doygunluğa ulaşabilir.
Kısacası İnsanın arayışı…
Ne istiyoruz?
Neden yetinemiyoruz?
Ve neden mutlu olamıyoruz?
Mutluluğun formülü dışarıda değil, içeridedir. Bütün mesele bunu anlamakta.
Farkındalık kazanmayı, şükretmenin gücünü, az ile mutlu olabilmeyi çok güzel ele almış yazarımız…
Çok severek ve fazlasıyla üzülerek okuduğum bir kitap oldu.