“Saklı Yürek”, okuru daha ilk sayfalarında dingin bir ormanın derinliğine çeken, son sayfasında ise zihinde bir film karesi gibi kalıcı bir iz bırakan bir roman. Yazarın senarist kimliğinin romana sinen güçlü atmosfer kurma becerisi, hikâyeyi yalnızca okunur olmaktan çıkarıp adeta seyredilir bir deneyime dönüştürüyor.
Romanın merkezinde, hayranlık duyduğu bir kadınla yolu kesişen küçük bir kız çocuğu yer alıyor. Roma’nın kalbinde, geçmişin fısıltılarının hâlâ duvarlara sinili kaldığı görkemli bir evde gelişen bu karşılaşma; zamanla bir büyüme hikâyesine, bir arayışa ve nihayet bir yüzleşmeye dönüşüyor. Kadının ölümü, geride bıraktığı mirasıyla birlikte küçük kıza bir yol haritası sunuyor. Şifrelerle örülü bir gerçeklik, saklı bir yaşamın izleri ve çözülmeyi bekleyen sessiz sırlar…
Sürpriz finali sayesinde roman, okurunu son ana kadar diri tutuyor ve bir solukta okunabilecek bir akıcılık taşıyor. Yaşamın yükleri, rutinin sıkıcılığı, acının içinden geçerken duyulan o belirsizlik… Böyle bir dönemde kitapların insana nasıl yarenlik ettiğini bilenler için “Saklı Yürek” gerçekten de sığınılacak bir hikâye. Hem duygusal hem de merak uyandırıcı yapısıyla, okura hem kaçış hem de içsel bir yolculuk sunuyor.
Tavsiye eder miyim? Evet. Hikâyenin sıcaklığı, karakterlerin içtenliği ve kurgunun sinematografik akışıyla, bir günde bitirilecek ama etkisi çok daha uzun sürecek bir roman.