·236 syf.····Okunma: 21 Kasım 2025 01:09 Anneannemin gelinliği olsa, bu masallar gibi kokardı.
Çok tanıdık, ilk defa duyduklarım bile aşina. Sanki aldığımız ilk nefesle birlikte bu masalları da içimize çektiğimiz için ağlamışız. Yerel semboller ve temalarla bezeli her biri.
Okurken keyif aldım mı? Çok. Tavsiye eder miyim? Meraklısına. Beklentilerim ters köşe oldu mu? Evet.
"Kim demiş, kadınlar masallarda sadece öpülür diye?" alt başlığıyla çıkmış bir kitaptaki masalların hemen hemen hepsinin sonunda kadınların öpülüyor olması, mutlu son anlayışımızı kadınların öpülmesi üzerine ne kadar sabitlemiş olduğumuzu ortaya koyuyor. Kadının başarısı "kendi başına bir değer" olarak görülmüyor; ancak bir erkeğe bağlandığında tamamlanmış sayılıyor. Halbuki kitabın, Kurtlarla Koşan Kadınlar'dan ilhamla, lokalize bir feminist bir duruş sergileyeceğini düşünmüştüm. Kendi yolculuğuna çıkıp bu yolda güçlenen kadın karakterler, yol sonunda hep benzer bir "ideal" erkekle ödüllendiriliyor. Bu da güven, bolluk ve mutluluğun masallarda erkekle sembolize edildiğini gösteriyor; ters köşe etkisi bu sebepten.
Her masal benzer karakter ve temalar etrafında şekilleniyor: Hep çileli çaresiz fakir halk, kaprisli krallar, prensler ve sultanlar. Genç kızlar gözü pek; onları kahraman yapacak yolculuklara adım atmaktan çekinmiyorlar. Ancak kahraman olmanın ödülünü hep öpülerek alıyorlar. En fakirinden en zenginine, soy devamı, alicengizli anlaşmalara gözü kapalı atlayacak kadar elzem. En bilgeler ise, hep, ormanın kuytusunda izole yaşayan, doğaüstü güçleri iyilik ve kötülük arasındaki ince çizgide seyreden, aşırı yaşlı kadınlar. Ve, olmazları oldurmak için, birazcık da sihir.
Yüzyıllar öncesinin söylencelerini bugünün değerleriyle değerlendirmek doğru olmayacağı için, diyemem ki niye bu kadınlar kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmak yerine koca peşinde koşuyorlar veya koca bu kadınlara ödül olarak sunuluyor. Açıkça belirtiliyor ki, kendi ayakları üzerinde durabilen ve kendi kaderine hakim tek kadın, ormandaki yaşlı cadı. Diyemem ki fakirlikten suyun çorbasına talim amcam teyzem, 7 çocuk sizin neyinize. Çünkü rızık topraktan geldiğinde çocuk fazladan iş gücü anlamına geliyor. Aşkı zenginlik ve güzelliğe, mutluluğu ise mucizelere mecbur kılan bu masallar, bilinçaltımız yoluyla bizi bugün hala yönlendiriyor olsa da, geçmişimize dair anahtar deliğinden ipuçları da ortaya koyuyor. Çünkü bireyselliğin henüz konuşulmadığı dönemde masallar, bireyi topluma kanalize eden eğitim araçlarıydı ve bu yüzden, her masalın sonunda kazanan, sistemin kendisi oluyor.
Bugün bile masallar, kadınların kendilerini değerli hissetme biçimlerini etkileyebilir; bu yüzden geçmişin masallarıyla hesaplaşmak, bugünün masallarını yeniden yazmak kadar önemli.
Ayrıca, iki masal arasına yerleştirilen alıntılar de oldukça feyizli.
Masal severlere keyifli okumalar dilerim.