Puan vermedi·368 syf.····Okunma: 22 Kasım 2025 21:31 12 Eylül 1980
Bir ülkü bekleyenlerin, bir devrim bekleyenlerin hayatlarının değiştiği gün. Kayıplar verdiği, evlerinin ışıklarının söndüğü gün.
“Bir eylül sabahında ışığı sönen on binlerce insandan yalnız ikisiydi Yağız ve Yiğit. Karanlıkta kalmanın ne demek olduğunu bilmeyenler, aydınlığın ışık saçan dünyasında her daim söz sahibi olmuşlardı.”
Boğazımda düğüm ile kapattım kitabı, bir kitap okudum ama halen kapanmadı gözümün önünde yaşanan sayfalar.
Zeynep Çağatay, 12 Eylül Darbesi yıllarına götürdü bizi, kurguladığı hayatlar, karakterler, konuların bağlantısı çok kaliteliydi. Uzun zamandır roman okumamıştım, işin aslı istisna kitaplar harici roman okurken sıkılırdım ama bu kitap akıcılığını sonuna kadar korudu. Duygusal olarak bütün karakterlerle bağ kurmamı sağladı. Yiğit ve Yağız değil, kısacık hikayesine yer verilen Tarık bile mahvetti bizi :/
Bir romana içerik mesajı olarak birden fazla alan sığdırmak kolay değildir. Kitabında; Tarihin o sürecinde sağcı solcu kavgalarının, üçüncü şahıslar tarafından planlanması ve davalarının istismar edilmesine yer vermesi, sonlara doğru İslami anlamda vermek istediği mesajları karakterler aracılığı ile bağlantıyı koparmadan aktarması, aile hayatı ve ahlak gibi ana temaları işlemesi yazarın takdir edilmesi gereken bir diğer konu olmuştur.
Çok beğendim.
Davaların istismar edilmediği, Ülkülerin kavgaya dönüşmediği bir dünya hayali ile…
#insanlıksuçunahayır