Puan vermedi·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Nisan 2022 02:19 Tam şu anda,dünyanın bir köşesinde sizinle olmaktan mutluluk duyacak biri vardır.~ 26.11.25 ~
Bu her zaman böyledir,ayrılık vakti gelene kadar bilmez sevgi kendi derinliğini.
Birini terk etmek için sadece kötü bir neden yeterli olabilir ancak devam etmek için birden fazla iyi nedene ihtiyaç duyarsınız.
Her ne olursa olsun,sizi seven biri eninde sonunda size geri dönmek isteyecektir.Zaman geçtikçe insanlar sevdikleri kişilerin yokluğuna alışamadıklarını gördüklerinde onları özlediklerini fark ederler.
İlişkide manipülasyon ciddi bir sorundur.Bir manipülasyon ustası sözlerinizi ve davranışlarınızı incelikle eğip bükenilir,böylece yaptıklarınızın sizin eseriniz olduğunu düşünebilirsiniz.
Çoğu çift evlenmeye karar verdiğinde hikâyesinin mutlu sonla bittiğini düşünür.Oysa olan şey sadece yeni bir başlangıçtır,hem de ilişkiden çok daha farklı sorumlulukların,toplumsal rollerin ve ailelerin dahil olduğu bambaşka bir başlangıç.
Size ters gelen sivri bir köşeyi yok etmeye çalışırken her şeyin dengesini bozabilirsiniz.En asimetrik durumun bile bir simetrisi,kendi içinde dengesi vardır.Sivrilikleri görmezden gelmek değildir yapmanız gereken,onları görerek kabul etmek ve anlamaktır.
Değersizlik duyguları ailenizden aldığınız bir yükse,ne yaparsanız yapın başarılı ve mutlu olamayacağınıza ya da bunu hak etmeyeceğinize yönelik olumsuz ve çarpık yargılarınızı bozmanız gerekir.
Daha fazla sosyalleşmeye ihtiyacınız varsa sosyalleşin,mutsuz olduğunuz alanları temizleyin,kısaca ortalığı şöyle bir havalandırın.Merkeze kendinizi aldığınızda bazı problemlerin de kendiliğinden ortadan kalktığını göreceksiniz.
Hayatınızdaki insanın size olan kayıtsızlığın arkasında bir kişilik bozukluğunun olduğu ihtimalini aklınızda bulundurun.
Öfkeli anlarda sakinliği korumak zordur ancak ateşle barut gibi iki sinirli insanın yan yana gelmesi telafisi zor şeylerin yaşanmasına neden olabilir.En sağlıklı ilişkiler tartışma yaşansa da saygı çerçevesinde sorunların çözüldüğü ve uzlaşmaya varıldığı ilişkidir.
İnsanız ve sevgi gerçekten en önemli besinimiz. Kendimizi sevdiğimiz gibi karşımızdaki insanı da sevmeliyiz.
Erkeklerin konuşmada en çok tahammül edemedikleri şey konuyu dolandırarak anlatmaktadır.Söylemek istediğiniz şeyi dolandırmadan,direkt ve açık bir şekilde söylediğinizde sizi dikkate almaları daha muhtemeldir.Erkekler kadınlara oranla daha doğrudan bir iletişime açıktır.
Neye inanıyorsanız onu hayatınıza alırsınız.Kendinize nasıl davranıyorsanız insanlar da size öyle davranacaktır. Değersiz olduğunuzu düşünüyorsanız size bunu hatırlatacak insanları,sevilmeye layık olmadığınızı düşünüyorsanız sizi gerçekten sevmeyecek birini alırsınız hayatınıza. Üstelik bu durumun faturasını karşı tarafa kesersiniz. "Neden beni sevmedi, neden beni istemedi ya da neden sürekli kavga ediyoruz?"sorularının cevapları kapısını bir türlü kapatıp çıkamadığınız bu evde gizlidir.
Sürekli tartışmak ve sürekli problemler üzerine konuşmak ilişkinizi korumak adına iyi bir yol değildir ancak mevcut sorunların üzerine hiç konuşmamak ve çözüm yollarını açmamak da en az bunlar kadar kötüdür.Bunu ilişkinizin ortasına gelip oturan bir file benzetebilirsiniz, herkes fili görüyor ama hiç kimse fil hakkında konuşmak istemiyor,hatta fil yokmuş gibi davranıyor...
Hayat koşturmacası içinde başımıza türlü haller gelir. Bazen ayağımız takılır ve düşeriz ya da hastalıklar,kayıplarla karşılaşırız. İyi günlerden daha ziyade kötü zamanlarda sevdiklerimizi arar kalplerimiz.Sadece güneşli zamanlarda değil fırtınada da elinizi tutan biri size değer veren biridir.Zor zamanlarınızda yaslanacağız bir omuz,kenetleneceğiniz bir el uzanıyor mu size?Yoksa sessizlikle ve tepkisizlikle mi karşılaşıyorsunuz?İyi gün dostu olmak kolaydır.Ancak zor zamanlarınızda da sizi yalnız bırakmıyorsa bu değerli bir ilişkinin içinde olduğunuzu gösterir.
Olgunluk yol aldıkça ve hayatı deneyimledikçe gelişen bir şeydir. Bazı insanlar çok genç yaşta ciddi bir olgunluk kazanabilirken kimisi de ellisinde hâlâ bir çocuk gibi davranabilir.
Herkes farklı deneyimlerden geçerek büyür hayatta, kimi çok şanslıdır ve dilediği tüm imkânlara erişebilir vaziyettedir. Kimi ise şansını kendisi yaratmak zorundadır çünkü hayatta kalmasının başka bir yolu yoktur...
Birbirinizi sevin ama aşk tutsaklığı istemeyin...Bırakın,aşk,ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun...Birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin;ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ıssırmayın...
Bazen söylemek istediklerimiz söylediklerimizden çok söylemediklerimiz de gizlenir.Sessizlikler,suskunluk kelimelerden daha çok şey anlatır.Ancak sağlıklı iletişim için dürüstçe kendinizi ifade etmeniz gerekir.İmalar,neye hizmet ettiği belli olmayan göndermeler kafa karıştırmak ve iletişimi çetrefilli bir hale getirmekten başka bir işe yaramazlar.
İlişki içinde taviz verilmemesi gereken şeylerden biri saygıdır.Sizi ciddiye almayan,ihtiyaçlarınızı görmezden gelen,dahası bir insan olarak size saygı duymayan biriyle yola çıkmayın.
Asla günah keçisi olmayın.Sorumluluktan kaçan tarafın size yüklediği umursamazlık yükünü siz taşımayın.
Korku,karanlık tarafa giden yoldur.Korku öfkeye;öfke nefrete;nefret ise acıya yol açar.
Asla önceki yaşantıların faturalarını hayatınızdaki insana kesmeyin ve bunların acısını ondan çıkarmaya kalkmayın.
Evlilikler sadece evlendiğiniz kişiyi değil onun sosyal çevresini ve aile üyelerini de yaşamınıza katmanız demektir.Kimse ailesine ve arkadaşlarına karşı saygısız olan biriyle ömür geçirmek istemez.
Evliliklerin kötü gitmesinin sebeplerinden biri yanlış beklentilerdir.Belki de değişen tek şey sizin bakış açınız,belki tanımadan gerçekleştirdiniz bu evliliği belki de bazı şeyleri çok büyüttünüz.
İlişkilerin başlangıçları her zaman büyülüdür.Karnınızdaki kelebekler,uçuşan renkler her şeyi tozpembeye boyar ve her şeyin mükemmel bir uyum içinde aktığını hissedersiniz.Ancak zaman ilerledikçe tozpembe dünya gerçek renklerine kavuşur,kelebekler kaybolur ve gerçekleri görmeye başlarsınız.
İlişki sürdürmek başlı başına bir sanattır ancak yine de o kadar zorlayıcı olmamalıdır.Sizi depresyona iten,kötü hissettiren,çaresizlikler içinde bırakan biriyle birlikte olmayın.Mutlu,huzurlu ve güvenli olmak varken neden dünyayı kendinize dar edesiniz?
İlişkinizi kurtarmak adına kendinizi görmezden gelmeyin."Onu çok seviyorum"düşüncesinin yerine"Ben sevilmeyi hak ediyorum"cümlesini koyun. Gerçekten çabanıza ve emeğinize değecek insanlar için harcayın enerjinizi ama bundan önce kendinizi sevin.Değer görmediğiniz bir ilişkiyi sürdürmek kendinize kötülük etmekten başka bir şey değildir.
Kontrol altına alınamayan öfke yıkım getirir.İncinmiş duygular kızgınlık yaratır,ancak bu kızgınlık geçmediğinde yerini intikam,kin,nefret gibi duygulara bıraktığında ilişkinizde karanlık bir tarafa geçmiş olursunuz.
İnsanların genel anlamda değişmeyeceğini unutmayın.Bir heykel yontar gibi onların sivriliklerini,sevmediğiniz taraflarını yontamazsınız,dahası yontmamalısınız da...Genelde insanlara yönelik sevmediğimiz özellikler bir anda pat diye belirmezler.
Geçmişe takılıp kalmayın.Geçmiş bir hapishanedir ve sizin nefes almanızı engeller.Zaman zaman gün yüzüne çıkan eski kırgınlıklar olumsuz duyguları dönüştürmenin önündeki engeldir.Her şey yolundaymış gibi akarken bile bir bakış,bir söz sizi geçmişe götürüp öfkenizi hatırlatabilir.Şimdiki zamanınızı geçmişle gölgelemeyin.En derin yaralar bile iyileşir,yeter ki dönüşümü başlatın,iyileşmeye istekli olun.
Hoşlanmadığınız şeyleri inadına yapması sizi umursamadığını gösterir.Sınırlarınızı zorlaması,sinirinizi bozacak hal ve hareketler,tepkinizi gösterdiğiniz halde kendisine çekidüzen vermemesi ilişkinize yeteri kadar özen göstermediği anlamına gelir.
Çocukluktan itibaren aldığımız kültürel kodlar ne yazık ki ilişkilere bakış açımızı da dar bir alana hapseder.Yeni bir ilişkiye başladığınızda anne babanızdan öğrendiklerinize uygun bir ideal ilişki yaratma hayaliniz vardır.Hatta bunlar olumsuz bile olabilir.Örneğin çocukluğunuz sürekli anne babanızın tartışmasını izleyerek geçtiyse sizin de kuracağınız ilişkide çatışmanın olağan bir şeymiş gibi yerleşik olması muhtemel olacaktır.
Elbette çocukluk dönemi yaşantıları da bu süreçte oldukça etkilidir.Eğer aile ortamında anne babanızın arasındaki ilişkiye bakıp bunu kendinize şablon edindiyseniz benzer deneyimi kendi hayatınıza taşımanız kuvvetle muhtemeldir.Örneğin alkolik bir babanın kızının alkol bağımlısı biriyle beraber olmasındaki gibi.Burada yine baba ile olan geçmiş yaşantıyı çözümleme takıntısı söz konusudur.Elbette bunlar bilinç düzeyinde algılanmazlar ancak bilinçaltınız sizi bu yöne doğru iter.Şiddetin,öfkenin var olduğu bir evde büyümenin sonucu ilişkilerde de benzer davranışlar sergileyen biriyle beraberlik yaşayarak çocukluk travmasını çözmek isteme çabası kendini gösterir.Yani yapılmak istenen geçmişin yaralarını sarmaktır.Her yeni ilişkide bize yük olan bir safrayı atmak isteriz.Oysa çözümü yanlış yerlerde ararız.Elbette ilişkiler kendimizi tanımak ve onarmak için müthiş fırsatlar sunar bizlere ama tekrarlayan kısırdöngülere hapsolduğunuzda çözümü başka yerlerde aramak gerekir.
Sorunlu ilişkilerde hapsolmanıza neden olan şeylerden birisi de karşınızdakini değiştireceğinize yönelik yanlış inançtır.‘Ben onu değiştiririm’saplantısı sizin sürekli sorunlu insanları tamir etme uğraşınıza dönüşebilir.Unutmayın ki kimseyi kurtarmak ve değiştirmek gibi bir sorumluluğunuz yok.Bu tip bir zaafı özellikle karşı tarafınızdaki fark ettiğinde bunu bir manipülasyon aracına çevirmesi de muhtemeldir.Sizinle aynı şarkıyı söyleyecek insanlar var,berbat bir koronun bir parçası olmak zorunda değilsiniz.
İlişki sürdürmek başlı başına bir sanattır ancak yine de o kadar zorlayıcı olmamalıdır. Sizi depresyona iten, kötü hissettiren, çaresizlikler içinde bırakan biriyle birlikte olmayın. Mutlu, huzurlu ve güvenli olmak varken neden dünyayı kendinize dar edesiniz?
Korku, karanlık tarafa giden yoldur. Korku öfkeye; öfke nefrete; nefret ise acıya yol açar.