Bugün sizlere soru dolu bir kitap ile geldim. Erkan Akkoyun ’nun yazdığı “Toprağın Hafızası”, okurken sanki toprağın altına gömülmüş bütün sessizliklerin bir anda yüzeye çıktığı bir hikâyeye gibi. Bir yanda kendi acısını içine gömmüş bir kadın, diğer yanda büyürken gördüklerini sustura sustura taşıyan bir oğul… İkisi de kelimelere dökülemeyen yaralarla yaşıyor ve bu sessizlik zamanla görünmez bir yük hâline geliyor. Toprak burada sadece bir mekân değil; herkesin sakladığı hatıraların, unutulan kadınların, üzerine konuşulmamış acıların tanığı gibi. Kitabı okurken, konuşamayan çocukların büyüdükçe nasıl alışkanlıklarına sığındığını, bir annenin içindeki kırgınlığın nasıl derin bir sessizliğe dönüştüğünü hissediyorsunuz. Bence en çok da insana; suskunluk sadece bir eksiklik değil, bazen ağır bir yüzleşme hissini veriyor. Yine de romanın içinde umudu hatırlatan ince bir ışık var. Toprağın Hafızası, bence hem geçmişle hem de insanı kendi iç sesiyle konuşmaya davet eden, kapattıktan sonra bile sessizce içte dolaşmaya devam eden bir hikâye. Eminim okuyanlar sayfa aralarında altını çizecek çok satır bulacaktır. İyilikle ve kitapla kalın.