Puan vermedi·358 syf.····Okunma: 24 Kasım 2025 16:14 Fakir Baykurt’un romanlarını bilenler için onun satırlarına girmek, bir köyün kalbine doğru yürümek gibidir. Toprağın kokusunu, rüzgârın sertliğini, insanların öfkesini ve umudunu birlikte duyarsınız. Tırpan da bu tanıdık dünyanın kapısını ardına kadar açıyor; yine aynı sarsıcı gerçeklik, yine aynı devrimci damar, yine aynı insana dokunan sıcaklık…
Bu kez yolumuz, kaderine boyun eğmeyi reddeden küçücük bir kız çocuğuna, Dürü’ye çıkıyor. Henüz on üçünde, ilkokulu yeni bitirmişken, kapının önünde ayva kemirirken, Evci Köyü’nün altmışlık ağası Kabak Musdo’nun gözü ona ilişir. Ağa, hiç utanmadan, hem de kuma olarak Dürü'yü kedine eş almak ister.
Ve roman tam da bu an da, bir kızın “hayır” deyişinin, bir köyün o hayırla sarsılışının ateşiyle yanmaya başlar.
Baykurt, insanın tüm hâllerini ylne masaya yatırır:
Dürü’nün yanında dimdik duran kız arkadaşları, yüreği kavrulan Dürü'nün anası Havana, sözü kılıçtan keskin Uluguş Nine, Kahveci Koca Lillin…
Ve karşılarında duranlar: Dürü'nün babası Velikul, Şiş Göbek Kabak Musdo Ağa, İt Omar, Hafiz ve onların susturulmuş kadınları…
Tırpan, sadece Dürü’nün değil; direncinin, Gökçimen köyünün vicdanının, “kader” diye dayatılanın altüst oluşunun romanı.
Kitabı okurken bir kez daha
anlıyoruz ki:
Bir çocuk durur, dünya yerinden kımıldar.
Edebiyatta gerçek insanı, gerçek mücadeleyi, karanlığa karşı direnen bir ışığı görmek isteyen herkese gönülden tavsiye ederim.
Fakir Baykurt, yine yanıltmıyor; yine yakıyor, yine uyandırıyor.