·560 syf.····Okunma: 25 Kasım 2025 17:52 En son Elif Şafak kitabımı 2018’de okumuşum ve ondan beri yeni kitap çıkarsın okuyayım diyordum ama hiç nasip olmadı ta ki bu kitaba kadar. Şöyle söyleyim ben Elif Şafak okumayı seviyorum yani hikaye anlatışı, sonunda bazı hikayelerde hep bir sürpriz çıkması beni sevindiriyordu. Çoğu kitabı öyle zaten, okuyanlar bilir.
Arthur, 1800’lü yıllarda İngilterede doğan çok ama çok zeki bir çocuktur. Yokluktan gelip ailesini geçindirmek için her şeyi yapabilecek biri. Onun hikayesini, büyümesini okumak son derece keyif verdi ve daha uzun olmasını istedim.
2014 yılında Dicle nehri kıyısında ananesi ile yaşayan ve Ezidi kızı olan Narin.
Sonra gidiyoruz 2018 yılına Züleyha,’ya. Küçükken yetim kalmış ve dayısı tarafından büyütülmüş çok çalışkan bir kadındır.
3 farklı hayat, 3 farklı kişi, 3 farklı hikaye ama bir yerlerde hepsi birbiri ile kesişiyor. Arthur, Züleyha ve Narin. Hepsinin hikayesi etkileyici ama bence hiçbiri Arthur’un hikayesi kadar etkilemedi beni. Daha uzun olsun hep onun hayatını okuyayım istedim. Züleyha sadece son bölümlerde bana anlam kattı. Aynı şekilde Narin’de öyle yani onun hikayesi bana bir türlü geçmedi. Sadece sonlarda biraz daha onun hikayesine girebildim sanırım. Onun dışında beni etkileyen tek şey Arthur oldu. Onun hikayesi ve hayatı çok başkaydı bence.
Kitapta beğenmediğim bazı yerler var belki okuduysanız bu kitabı anlarsınız neler olduğunu. Okumadıysanız bir şey demek istemiyorum okuyup kendiniz karar verin belki siz benim gibi düşünmezsiniz.
Uzun zaman sonra iyi geldi tekrar Elif Şafak okumak ama şöyle ki bana o eski kitaplarının tadını vermedi. Yinede okuması keyifliydi.