Merhabalar, nasılsınız? Bugün sizlere kalemiyle beni yine içine çeken #biradımdaha kitabı ile geldim. Akıcı ve sade bir kitaptı ama öyle kızdığım yerler oldu ki, sık sık “Ben olsaydım…” dedim. Hadi gelin konusuna geçelim.
Maya, üniversiteye başladığında kendine bir söz vermişti: İlk iki yıl hayatında kimse olmayacaktı. Ama işte deriz ya, evdeki hesap çarşıya uymaz… Maya’nınki de öyle oldu. Ellerinde papatyayla karşısına çıkan Ozan’a kadar.
Ozan aşkını itiraf eder ve Maya da bu aşka karşılık verir. Bir yıl boyunca her şey harikaydı. Ta ki Ozan yavaş yavaş gerçek yüzünü gösterene kadar… Hem mental hem de fiziksel şiddet başlar. Maya, buna daha fazla dayanamayınca onu terk eder. Fakat yaşadıkları kolay değildi; psikolojisi altüst olmuştu. Destek almaya başlar ve yavaş yavaş toparlanır. Neyse ki yanında Asya gibi mükemmel bir dost vardı.
Bir gün okulda, birinin ona amfiyi sorduğunu görürüz. Kim mi? Tibet.
Ve o andan sonra küçük karşılaşmalar başlar. Arkadaşı Aslan’ın partisinde yeniden denk gelirler. Aslan ile Tibet’in çocukluk arkadaşı olduğunu öğrenir. Aralarında güzel bir çekim oluşur fakat Tibet’in gizemli halleri Maya’nın kafasını kurcalamaya başlar.
Derken Tibet bir gün hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolur. Aramaz, mesajlara dönmez. Maya yıkılır…
Arkadaşları ona sürpriz bir doğum günü hazırlar. Ve o partide birden karşısına çıkan Tibet…
Benden bu kadar, sonrası kitapta.
Ben açıkçası Tibet ve Maya’yı daha da ayrıntılı okumak isterdim.
Tibet neden kayboldu?
Tibet’in sırları neler?
Maya onu affedecek mi?
Ozan’a ne oldu dersiniz?
Hepsinin cevabı kitapta.