Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
"Zeyneb,kızlarımın en hayırlısıdır..." Hz. Muhammed(sav) ⚘️ "Zeynebin sabrı Ebu'l As'ın imanı." Zeyneb mücevher demekti.isimlerin kaderler üzerinde etkisi varsa eğer,bu öykü de mücevherler üzerinden sürüp gideceğe benziyordu.Zeyneb;bu hikayenin,ışığı aldığından daha çok yansıtan,en sert ve dayanıklı olan elmas taşı olacaktı.Sadakat gerdanlığı'nın ortasında duracaktı belki de...Zeyneb nazlı bir gül goncası.Aziz ve güzel...Babasının süsü.Işıltılı bir mücevher!Açılmadık bohçalarda gizli,her göze gözükmeyen kapalı bir hazineyken,bir tek As'a gönül bahçasını açmıştı. "Zeyneb yeryüzünde iman etmiş ilk genç kadındı." Kadınlara ancak ASİL erkekler değer verir.Alçak erkekler ise hor görürler. Utanmak ki kulun en ince,en hassas yanıydı.Zedelendi mi o ayar,topyekün dibe vurur ve kulu örtüsüz ve ölçüsüz bırakırdı. "Yavrum,nasılsınız?Zeyneb'le uyumunuz nasıl?" "Zeyneb benim şakağımdır anne.Şakayık gülden sonra aşkın ve sadakatin temsilcisi bir çiçektir." Annelik öyle bir şeydir ki nur tanem,tadılmadan bilinmez.Dünya yüzünde var olan hiçbir lezzete benzemez.Annelik yorucudur.Hatta yıpratıcı ve kutsaldır.Belki de annelik yaşamaktan ve var olmaktan bile vazgeçirici bir hikayedir. Bir tarafta Allah'ın Son Elçisi’nin "Kızlarımın en hayırlısıdır." diye vasfettiği can paresi Hz. Zeyneb... Diğer tarafta nezaketi, anlayışı, cömertliği ve şefkatiyle Hz. Hatice'nin gönlüne taht kuran şair gönüllü yeğeni Ebu'l As.Aşk,inanç,vahiy,ayrılık,hasret,dua ve kavlileyyinle açılan kilitli kapılar.Sevgilinin tedrisinde kör düğümler çözülürken,İlahi tecelli iki âşık yüreği ikramıyla sevindirecekti. Gururuna düşkün bu genci daha yakinen tanıtmak isteyenler ona Ebu'l As demişlerdi.Ebu'l As künyeliydi.isyanların babası...Gururun kalası...Aşkın başpehlivanı Ebu'l As Zeyneb'e sevdalıydı. Bir tevhid nidasıydı Ebu'l As'tan işitmek istediğim.Şimdi bu en sevimli parçamla ona sesleniyorum.Benim için kadim bir yadigâr olan bu gerdanlığı fidye olarak koydum onun uğruna.Belki görür de yüreğine yangın düşer diye.Elindeki gerdanlıkta koskoca bir mazi saklıydı.Parıldayan taşlarında Kasım'ın agucukları,Abdullah'ın gülücükleri saklıydı.Ebu'l As'ın aşkı gizleyen utangaç bakışları gizliydi.Zeyneb'in gelin duvağını takan Hatice'nin narin ellerinin kokusu.Her hatıra bir pırlanta gibi ilişmişti üzerine.Şimdi ise Zeyneb'in inceden gözyaşları düşmüştü yadigâr'a.Işıltılı taşlar ıpıslak olunca cilalanıverdi birden.Gözyaşlarını kimseye göstermeden sildi.Hemen yerinden kalktı.Gerdanlığı kadife bir keseye koyup tutuşturdu Amr'ın eline.Zeyneb babasına,kocasının fidyesini yolluyordu.Hislerini,mahremiyetini ve hassasiyetini dillendiriyordu.Zeyneb sinesinde asılı duran yadigârı çözüp vermişti onun için de,Ebu'l As boynundaki urganlardan kurtulamamıştı. "İnnema eşku bessi ve hüzni ilallah"demedeydi."Ben hüznümü ve tasamı ancak Allah'a şikâyet ettim." Ne sensin yüce Ne de benim çok aziz Muhtacız ve âciziz... Bu nasıl dindir böyle?Biri siyah öteki beyaz,biri köle öteki hür,biri fakir öteki zengin...Onları aynı çizgide eşit tutan bir din yeryüzünün her köşesine hâkim olmalı değil miydi?Bu nasıl dindi ki köleyi hürden,siyahı beyazdan,fakiri zenginden ayrı tutmuyordu?Tek akçe iman,tek kuvvet ise ihlas ve muhabbetti. "Ve unutma!İnsanı kazanmak zor,kaybetmek ise çok kolaydır.Kederlenme ve sabret!" Ve göğüslemek ipi kinsiz,şikayetsiz...Söylenmeden asla.Kelimelerin şirkâlûd tuzağına düşmeden.İsyana sapmadan ve saplanmadan!Kulluk.Zor sınavdı... "Güneşi olmayan yürekler üşür ve üşütür." Aşk için Akan gözyaşları neden bu kadar ferahlatıcı diye hiç düşündün mü?Acıdan gelen lezzeti tatmak isteyen aşıkların ağlayışını seyretsin diye,derim ben.Ne yapalım ki boynumuz ilahi kaderin önünde kıldan incedir Ey As.Ezeli kader,külli irade karşısında kıl kadar irademizden başka neyimiz var? Ey yalnız görücü,yalnız bilici ve yalnız işitici ve yalnız yaratıcı;Sen varsın ya!Gerisi yalan.Gerisi geçici.Yalnızların yanındasın.Yalnızların sığınağısın. "Biz Kur'an'ı sana güçlük çekmen için indirmedik."~ Taha S. 1-2 ~ İki gül goncasını incittiler.Bir çığlık düştü çöle.Utbe,anında bedel ödedi.Duyduklarım doğruysa eğer;İran topraklarına doğru bir yolculuğa çıkmış.Mola yerinde uyurken bir çöl aslanı onu parçalamış.Peygamberi(as) incitmek,O'nun canparesini hırpalamak elbette kaderin sahibine zor geldi ki ona böyle bir sonu reva gördü. "Onlar bilmiyorlar Rabbim!Affet onları.Bilselerdi yaparlar mıydı?" Zeyneb'in gözünden yaşlar boşandı.Diz çöktü olduğu yere.Babasının saatler süren virdi,zikri ve dualarıyla geçen zaman diliminde insanlığın hayrı ve kurtuluşu için işittiği dualara o da katıldı.Azim bir davaydı.Sabır ile şükrü harmanlamak ise en güzel duaydı.Gayretle ve azimle yürüyecek çok yolları vardı. Zeyneb: "O sıcacık ve tertemiz yüreğine kini,gururu bulaştırma.Vesvese çölüne sürme yüreğini.Şeytanın hain oklarına hedef olma,ne olur!Akıl almaz yokuşlarına sürmeden yüreğini;gel, gerçeğin sesini duy.''La İlahe İllallah''de.Bu iş için seni asla zorlayamam.Ama biliyorum ki senin fıtratın selimdir.Yüreğin bunu söyler.Ama nefsin ve gururun ebedi saadetinin önüne kement atıyor.Ona karşı koyamıyorsun.Sıyrıl bu urganlarından." "ASLAAA" diyordu As. "Ey gönül yoldaşım!Sen kiminle savaşacağını biliyormusun?" Titriyordu Ebu'l As.Kavim tutkusu ona mecal vermiyordu:"Buna mecburum.Kavmime Eşi için din değiştirdi dedirtmem". "Yapma Ebu'l As! Gitme! Sen...Sen...Allah'ın Peygamberine kılıç mı çekeceksin?"dedi Zeyneb.Gözlerini yere çevirdi As. Sevdiği kadının ikazları içine işlese de bir şey yapamıyordu."Bu aldanışın bedeli ağırdır.Helak olacaksın As.Buna göz yumamam." "Ve li rabbike fasbir.(Rabbin hatrına sabret.)Müddessir 7 Zeyneb bu savaştan ya dul çıkacak ya yetim...Sarıkların ucu ise arkalarına doğru sarkmıştı.Melek Cebrail'in sarığı ise farklı olarak sarı renkteydi.İnsan kılığında üç bin Melek,alaca renkli atlara binmişlerdi.İslam ordusu arasına karışarak savaşa başladılar.Parolaları ise tek bir kelimeydi:Ya Mansur! Emit!(Ey yardım edici olan Allahım,düşmanı öldür.) Ebu'l As;"Deve kuşuna benzer hâlim.Başımı kuma gömmüşüm.Güneşe gözümü yumarak aydınlığı gece sanmışım.İtiraf edemediğim gerçekler...Zeyneb'e verdiğim acılar...Ne kadar boş,ne kadar uzak yaşamışım her şeyden...Yazık bana!" "Yolun yolum,aşkın hakikatim oldu.Canım,malım,hanumanım yoluna fedadır.Selam olsun sana Ey Nebiler Zişanı! Biatım sanadır Ey Zeyneb'in Babası! Güneşe göz yumarak senelerce sizden kaçtım.En yakın dairenizdeyken en uzak vadilerin bahtsızlığına düştüm.Kavim ve inanç belası beni hep mahkum etti.Bu sebeple sizi ve dahi kızınızı çok kırdım,çok incittim.Ama siz bana...Siz bana..."iki büklümdü Ebu'l As.O koca dağ gibi adam mahçup ve perişandı: "Karşılığında ise sizden hep lütuf,hep ikram gördüm Efendim." "Ehlen ve sehlen Zeyneb'im!"deyiverdi."Şu ana dek birçok badirelerden geçti bizim aşkımız.Aslan Parçası deseler de bana,gurur dağlarına kaçmış bir avare idim.Dağlarımı deviren tek güç ise babanın asil şefkati ile senin sitemsizliğin oldu." Zeyneb'in güzel yüzü hayâ rengiyle al al kızardı.Uzun kirpiklerinin arasından şükürler dökülüverdi apansız:"Hiçbir nimet ıstırapsız gelmez ki!"deyiverdi.As'ın tüm mal varlığını infak ettiğini duymuştu.Ufak bir espiriyle anın tatlılığını yakalamak istedi:"Onca malından geriye bir tek hurma da mı kalmadı As!" Ebu'l As gülümsedi:"Kalpte aşk var ama elde hurma yok Zeyneb.Aşk arttı hurma tükendi." Mim ile başlayan bu muhabbet hikâyesinde sırada "t" demi vardı.Muhabbe-t-in "t"si, teslimiyetti. Kadere rıza deminde O'ndan gelen her şeyi kabul etmek ne ince,ne ağırdı... "Her damla yaş bir kadim taş,her kadim taş yepyeni bir adanış olacaktır." Ümame on dört yaşlarında,gül yanaklı bir genç kız.Pervane olmuş anneciğinin etrafında.Fatıma başucunda ablasının.Ensar kadınlarının gözleri yaşlıdır.Hayatının otuzuncu baharında dalından koparılmış gül goncasına ağlıyorlar. 630 yılının o güz günlerinde Resul'ün hane ağacından bir yaprak daha düşüyordu... Aşk her kıyıya inmeyen bir deli dalga Her gönle yansıyan Bin renkli kuşak Aşk masum çocuk ki; Her yüreğe doğmaz Aşk narin bir çiçek ki; Katı kalplerde yeşermez Aşk özlü bir göze ki; Kirli kalpte kaynamaz Aşk içli bir şarkı ki; Her kalpte yankı bulmaz Aşk naif bir misafir Her kalbe konuk olmaz Aşk bir hüma kuşudur Her gönle gelip konmaz Aşk kırılgan Her yüreğe dokunmaz Aşk bir gönül zelzelesi Titretti mi bırakmaz Aşkın adı nazdır ki; Çekemeyen kaldıramaz...
Sabır ve Vefa Timsali ZeynebNurdan Damla · Hayat Yayıncılık · 20191,497 okunma
·
177 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.