İnsan Kaderini Nasıl Belirler? Epiktetos’un İnsan Kendi Kaderini Nasıl Belirler kitabı bana kalırsa aşırı sorunlu fikirler içeren bir yapıya sahip. Ortaçağda yazıldığını ve o dönemin şartlarını biliyorum ama günümüzde hâlâ bu dili ve düşünceyi benimseyen çok insan olduğu için özellikle üzerinde durma ihtiyacı duydum. Metnin genelinde rahatsız edici bir cinsiyetçi bir üslup var; kadınları duygusal zayıflığın metaforu olarak kullanıyor, “acılı kadınlar gibi köşeye çekilmek” söylemiyle kadınların davranış biçimini zayıflık olarak katagorize ederek aşağılıyor. Bu üslup hem kaba hem de felsefi derinlikten uzak. Bugün psikoloji açısından da temeli olmayan bir yaklaşım.
Kitapta hissedilen kadercilik ise kişisel sorumluluklarımız ile hiç örtüşmüyor. Epiktetos bazen öyle örnekler veriyor ki, bu örnekler modern okur için resmen sorumsuz davranışların kılıfı gibi duruyor. Çocuğunu bırakıp giden adamı bile Zeus’a güvenmekle meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu bana “ekmek almaya çıkıp dönmeyen baba” hikayelerini hatırlatacak kadar cüretkar mantıksız ve hadsiz bir tutum olarak yansıyor. Çocuğa vesile olan sizsiniz, eşinizle yuva kuran da sizsiniz çok afedersiniz ama eşek gibi bakmak zorundasınız, gezip tozarken tanrı benim yerime yapar demiyorsa bir insan eşek gibi sorumluluk alıp ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirecek ha istemiyor mu o zaman o çocuğun doğmasına hiç vesile olmayacak, bitti. Bu filozof kader, irade ve sorumluluk arasındaki geçişler yüzeysel; sanki insanın kendi zayıflıklarını anlamadan otokontrol kurabileceğini sanıyor. Bu hiç gerçekçi değil. İnsan duygusunu anlamlandırmadan yönetemez.
Bu yazının bende uyandırdığı his, küçükken bir şey sorduğumda “Allah böyle yaratmış” diye geçiştiren mantığın aynısı. Merakı öldüren, nedenselliği yok sayan, açıklamayı üst bir otoriteye havale eden zihniyet. Böyle bir söylem hem antik çağda hem modern dünyada entelektüel gelişimi durduran en önemli reflekslerden biri. Merakı bastırıyor, düşünceyi daraltıyor, insanı sorumluluktan kaçmaya teşvik ediyor.
Sonuç olarak kitap bana ham, çiğ ve yüzeysel geldi. Stoacılığın bazı kavramlarının değeri olabilir ama Epiktetos’un üslubu hem dönemin önyargılarını taşıyor hem de modern zihin için çok sınırlı. Ve asıl mesele şu: Bu zihniyetin izlerini bugün hâlâ birçok “hoca” söyleminde görüyoruz. Bu yüzden eleştiriye değer buluyorum.