·120 syf.····Okunma: 30 Kasım 2025 06:06 Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, bir mahkûmun ölümle yüzleşirken yaşadığı korku ve çaresizliği tüm çıplaklığıyla hissettirir. Hugo, ön sözde ölüm cezasının her suça aynı şekilde uygulanmasını adaletsiz bulduğunu söyler; suçun neden işlendiğine bakılmasını ister. “Çıkarı için mi yaptı, yoksa tutkularının etkisiyle mi?” diye sorar, çünkü tutkuların etkisiyle işlenen bir suç için ölüm cezası verilemeyeceğini savunur. Ayrıca insanların hayatının eşit başlamadığını vurgular: Ailesi olmayan, kimsenin aklını ve kalbini geliştirmesine yardım etmediği, sokaklarda büyüyen bir çocuğun bahtsızlığı onu suça sürüklemiş olabilir. Yani bazı insanlar zaten hayata 0’dan değil, -20’den başlar. Hugo bu yüzden ceza verilmesin demiyor; aksine mahkûmun hâlâ ailesi için çalışabileceğini, bir cezaevinde bir şekilde üretip yaşamaya devam edebileceğini söyler. Ama mezarın dibindeyken bunu nasıl yapacaktır? Eserin en acı veren sahnesi ise mahkûmun küçük kızını son kez görmesidir; kız onu tanımaz ve bu sessizlik ölüm cezasının yalnızca suçluya değil, masum sevdiklerine de vurduğunu hatırlatır. Böylece Hugo, ölüm cezasının adalet değil, geri dönüşü olmayan bir haksızlık olduğunu yalın ama çok etkili bir şekilde ortaya koyar.