Mutluluk… Bazen bir sözde saklıdır, bazen yolda, bazen de en küçük anın içinde. Fakat çoğu zaman onu ararken en uzağa bakar, yakınımızdakini fark etmeyi unutup kalabalık yolları dolaşırız. “Nedir Bu Mutluluk?” tam da bu arayışın hikâyesi. Meraklı küçük fare Fırfır, bir sabah köstebek arkadaşıyla güneşin sıcaklığını paylaşırken “Herkes mutluluğu bulmaktan bahsediyor,” der ve kendini uzun, yorucu, fakat öğretici bir yolculuğun içinde bulur. Ormanın kapı kapı dolaşılan bu yolculuğunda herkes mutluluğu başka türlü tarif eder:
Tilki zenginliği, ayı yetkiyi, yaşlı porsuk gençliği, rakun tanınmayı, çalı kuşu sevilmeyi, sincaplar hiç kavga etmemeyi, tavşanlar ise kalabalık olmayı ve eğlenmeyi mutluluk sanmaktadır.
Her tarif başka bir hayatın penceresidir ama hiçbiri Fırfır’ın içindeki boşluğu doldurmaz. Fırfır tüm gün ormanı dolaşır; koşar, sorar, dinler… Ama güneş batarken hâlâ mutluluğu bulamamış olmanın hüznünü taşımaktadır. Ta ki köstebek dostu ona sessizce “Mutluluk başka yerde değil ki… Mutluluk senin elinde. Küçük şeylerle bile mutlu olabilirsin,” deyinceye kadar. Bu söz Fırfır’ın içinde bir ışık yakar. Yüzüne dokunan hafif yaz esintisini hissederken, dostuyla yan yana oturup manzarayı izlerken birden içini ısıtan o tanıdık duygu belirir: Mutluluk işte budur; yakınında olan, fark ettiğinde büyüyen, kalbinin tam ortasında duran bir his.
Birlikte olmak, paylaşılmayan anları paylaşmak, sıradan görünen bir manzaranın kıymetini bilmek, yüreği ısıtan o küçük duyguyu fark etmek… Hikâye, çocuklara güçlü bir mesaj verir: Mutluluk dışarıda değil, içeridedir; başkasının avucunda değil, kendi kalbimizdedir. Sade dili, sıcak atmosferi ve değerli alt metniyle kitap, büyük bir hakikati incitmeden, yumuşacık bir dille anlatır: “Mutluluk aradığın yerde değil, fark ettiğin yerdedir.”
Bu yönüyle okul öncesi ve ilkokul 1–2. sınıf düzeyinde duygu farkındalığı ve mutluluk gibi soyut kavramları somutlaştırmak için ideal bir kaynaktır.