Gönderi

Solaris - İnsanın Kendini Anlamasının Çaresizliğinde
8/10
·311 syf.··
2025 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 08:38
Solaris okuduğum ilk bilimkurgu romanı oldu. Kitabı okumaya malum Tarkovski filmine göre başladım. Yalnız şunu baştan söyleyeyim ki, kitap bence tam başka, film tam başka. Film de güzel, ama içerik olarak, romandan esinlendiği için keşke Tarkovski fimi kitaba sadık kalarak çekseydi. Neyse, film ayrı konu, ayrı bir zamanın konusu. Kitaba gelirsek, kitap çok derin, insan olarak, aslında neyi aradığımız ve ne istediğimiz, bu yolda içimizde olanı biteni anlamada bile güçsüzken nasıl başka türlü (insandışı akıllı varlıklar) düşünen varlıklarla iletişim kuracağız gibi çok derin konuları işliyor. İnsan olmak için gerekli olan neydi? Kelvin bu soruları aslında kendine sormaya başlaması ile, Harey’in ondan daha çok insan olduğu, onunsa daha çok içindeki sorulara takılıp kalmış, kendi bilinçaltını bile yönetemeyen varlık olduğu ortaya çıkmaya başlıyor. Aslında biz de insan olarak, bencilliğinizle, kendimizi üstün görmemizle, diğer gezegenlere “keşif “ gezileri düzenlemekte aslın maksadımızın oraları olduğu gibi kendi yaşamlarına bırakmak değil, kendimize yenik düşmelerini sağlamak ve oraları sömürmek. Ama işin en ironik veya trajikomik yanı daha ilk akıllı okyanusla, insandışı biliçli varlıkla karşılaştıklarında ondan istedikleri tepkiyi alamadıklarında, ona zarar vermeye başlamaları, yoğun radyasyon bombardımanı, X- ray ışınları ve başka aşırı deneysel yöntemler kıllanmaları olmuş. Sonrasında da okyanus onu araştırmaya gelenlere farklı yöntemlerle karşılık veriyor. Bu onları bilinçaltındaki en mahrem, en gizli, anılarını canlandırarak, onları bu anıları ile başbaşa bırakması oluyor. Kelvinin sevgilisi Harey, Kelvin istasyona gelmeden yaklaşık 10 yıl önce intihar etmişti. İntiharda kısmen de olsa Kelvin kendini suçlamaktadır. Şimdi Solarise geldiğinde, Harey kanlı çanlı insan olarak karşısına çıkıyor. Kelvin, ne yapacağını şaşırıyor ve ilk Hareyi uzaya , boşluğa yolluyor. Yani insanoğlu ilk insandışı varlıkla karşılaştığında bile, ki bu varlık, birebir insan gibi, hatta en sevdiği bile olsa, hatta onun ölümünde kısmen günahkar kendisi bile olsa bir an önce, neye mal olursa olsun ondan kurtulmaya çalışıyor. Hareyin çılgınca bağırtıları, mekiği deli gibi parçalamaya çalışması bile onu yolundan alıkoymuyor. Bu insanoğlunun bencilliği değil de nedir ? Daha sonrasında tekrar Solaris gezegeni yeni Harey yolluyor istasyona. Hareyin ikinci gelişinde Kelvin farklı düşünmeye, olanlardan pişman olmaya, hatta, insan olarak Hareyin ondan daha fazla insan olduğunu, onunsa Solarisin yarttığı varlık olduğunu düşünmeye başlıyor. Snout ile dialogları en sevdiğim kısımlardı. Özellikle bu kısımların tekrar tekrar okunmasını tavsiye ederim. Bize diğer iki araştırmacıya nelerin ve ya kimlerin geldiğini söylenmiyor kitapta. Bu kısım da başlı başına muamma ve gizemli. Gizem olarak Snout’un “ Sonuçta sadece erdenmlerden damıttıklarımızı, İnsan’ın kahramanlık heykelini getirmedik ki Dünyadan. Gerçekten nasılsak öyle geldik buraya ve madalyonun öbür yüzü bize bu gerçeği, gerçeğin görmezden geldiğimiz o kısmını gösterince onu kabul edemiyoruz!” çümleleri çok manidar. Kitap hakkında yazacak çok şey var. Fakat okumak en iyisi. Gelecekte tekrar okuyacağım kitaplar listesinde.
Solaris (SL10)Stanislaw Lem · Alfa Yayınları · 20221,588 okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.