Gönderi

derin
Gökyüzünde oksijen, hidrojen, helyum, su buharı ve bulutlar var. Daha küçük miktarlarda da nadir gazlar bulunuyor. Daha yukarıda ise uydular, uzay gemileri, sonra da öteki gezegenler ve güneş var. Güneş ve gezegenler arasında, şurada burada, göktaşları, kuyrukluyıldızlar, evrenin yaratılışından geriye kalan artıklar var. Bunun dışında da hiçbir şey yok. Gökyüzü, başlarımızın üzerinde, gerili bir çarşaftan başka bir şey değil. Karanlık her zaman vardı, en baştan beri devinimsizlik yasasına uymakta. Bunu Rabibe’ye de söyledim, biliyor musun? Şöyle dedim: "Sizin önünde diz çöktüğünüz şey, büyük bir boşluktan ibaret. Orada bizim eylemlerimizi yöneten biri yok. Kimseler bizi yönlendirmiyor ve bizi sevmiyor." Nasıl yanıtladı biliyor musun? "Birisini vekil kılmak işte en büyük yanlış bu. İsa yeryüzüne indiğinden bu yana iki bin yıl geçti ve hâlâ hepimiz bir çocuk gibi davranıyoruz ve hâlâ bir vâbî bekliyoruz. Bu vâbî gelmezse bir ihanet olduğundan kuşkulanıyoruz. İyi, ama kim Tanrı’nın bizim yerimize karar vermesi gerektiğini söyledi ki? O bize seçim yapma olanağını verdi. Bununla da yaratılanın sevgi dolu gücünü ortaya koydu. İyilik de kötülük de bizim ellerimizdedir. Bu anlamda siz bakışsınız. Yukarıda bizim mamamızı hazırlayan birisi yok; bizim varlığımız süt bebeğininki gibi bir varlık değildir. Evet, böylesi daha rahat olurdu, ama bir şey en baştan belirlenmiş olsaydı, yaşamlarımıza nasıl bir anlam verebilirdik ki?"
Sayfa 233
1000Kitap
·
177 Gösterim
1 Yorum
Yukarda ne somurtup durur hem o da be,ses ediverin şuna insin aşağı azcık kaynatak , bir rakı içsin bizimlen bir derdi varsa da söylesin.
Her istediğimizde yanımızda olan ama her istediğinde yanımızda olmayan bir güç olarak bakıyorum. Düzen ve işleyiş. 😬
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.