Puan vermedi·109 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 13:50
Kitabı çocukluğumdan beri adı dolayısıyla merak ediyordum ve kütüphane raflarında karşıma çıktığında alıp okumalıyım dedim ve aldım. Kitabın içeriğini gerçekten merak ederek aldım, başlığı beni bir tık ürkütse de içerik olarak sadece seks değil aşk ve ölüm temaları da işlenmişti. Kitapta pedofili unsuru var ama ben bunu düşünmemeye çalışarak okumaya çalıştım yoksa bu kitabı sağlıklı bir şekilde değerlendiremememe yol açacaktı. Hayatında hiç aşk duygusunu yaşayamamış 90 yaşındaki adamın içdünyasının az da olsa izdüşümü bu kitap. 14 yaşındaki bir kıza aşık olduğunu düşünüyor ve ben kime aşık olabileceğimizi seçmenin kendi elimizde olduğunu düşündüğüm için diğer okurların aksine bunu aşk olarak nitelendirebiliyorum. Nedenine gelecek olursak da biz bir kişiye değer atfederiz, önem atfederiz onu gözümüzde büyütürüz kutsallaştırırız. Onu Kaf Dağı’nda görüp en yüksek mertebeleri hak ettiğine inanırız. Aslında inanırız değil inandırırız demek daha doğru olur. Bir Kişiden etkileniriz etkilenmesine ama o etkiyi artıran da aslında kendimiziz. 90 yaşındaki ana karakterimiz de aynen anlattığım şeyi yaşadı. 90 yaşındaydı; bugüne kadar aşkı hiç tatmamıştı, 500 den fazla kişiyle cinsel ilişkiye girdi ancak bunu aşık olduğu biriyle hiç yaşamadı. Onun yaşadığı tek şey tatmin duygusuydu ve anlık bi duyguydu, bedenlerin temasından ibaretti. Yapmak istediği şey aşkla tutkuyla olan bir şeydi. Kendine birini buldu ve ona aşık olmak istedi üstelik onunla tek kelime etmeden, onun yüzünü bile görmeden, kızı sadece uyurken izleyerek. Böyle bir insana aşık olmak tamamen ona atfettiğimiz değerle alakalıdır, beynimize oynadığımız oyunlarla alakalıdır. Bazı incelemelerde okuduğumda bunun aşk olmadığını iddia etmişler ama bu aşktır. Herkesin aşk tanımı kendine özgüdür, herkesin aşka yüklediği ve aşktan beklediği şey farklıdır. Adamın aşık olduğu için kıza dokunamaması ise aşık olduğundan değil tamamen kendini aşık olmaya kaptırma fikrinden ibaret bence. Kıza dokunmamasının sebebi ise kızın, adamın daha önce hayatına giren kadınlardan farklı olması çünkü o daha önce kimseye aşık olmadı. Belki ona dokunsa büyü bozulcak ve o kızın da diğer kızlardan farkı kalmayacak. Özellikle temiz kız istemesinin ardında da bu bakış açısının yattığını düşünüyorum. Kızı bir obje olarak değil de ruhuyla insan olarak tüm benliğiyle sevmek istiyor yani aşk denen yüce duyguyu ölmeden önce tatmak istiyor. Bu sefer kadınlarla zevk için değil onu huzurlu mutlu kılacak yüce duygu olan aşkı tatmak istiyor. Bu bakış açısı farklı bir bakış açısı olabilir ama şöyle de düşünmek lazım; herkesin sevme kapasitesi farklıdır üstelik 12 yaşında cinsel istismara maruz kalıp da hayatında duygusuzca 500 farklı kişiyle sevişmiş bir adamın sevme kapasitesi, sağlıklı bağ kurma potansiyeli düşündüğümüzden çok daha azdır. O yüzden biraz da empati yapıp ana karakterin bakış açısıyla kitabı yorumladığımızda, kitabın anlattığı konuyu daha iyi anlayacağımıza inanıyorum. Bir de adamın kendini aşık olmaya çalıştırdığını da şurdan anlayabiliriz: Ana karakterimiz kızı uyurken izlerken ona aşık oluyor ama kız tek kelime ettiğinde keşke konuşmasa da sadece uyusa ben de onu izlesem şeklinde düşünüyor. Kızı tanısa onunla vakit geçirse o da farkında ki bu büyü bozulacak.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 200525bin okunma
·
48 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.