-Sanki üzülecek hiçbir derdim yokmuş, kafama takacak hiçbir şeyim kalmamış gibi… Bir de oturdum bu kitapla beraber kalbimi ortadan ikiye ayırdım.Ne garibiz insan bazen bir başkasının hikâyesine ağlayarak da hafifliyormuş; Daha ilk sayfada içime oturan o ağırlık daha sonra gözlerimi yakıp geçiren bir yangına dönüştü.
-Deniz’in hikâyesi öyle sıradan bir çocukluğun içinden çıkıp gelmiyor.Yoksulluğun, sevgisizliğin, görmezden gelinmişliğin, hatta göz göre göre terk edilmişliğin içinden sessizce yürüyerek geliyor. Ailesinin ona kaçamak bakışları bile “fazlalık” muamelesi taşırken, büyümek yerine hayatta kalmayı öğrenmiş bir çocuğun sessiz çırpınışlarını izlemek fazlasıyla can acıtıydı. Kardeşlerin birbirine düşman, babanın sessiz ama gururunun zehrini çocuklarına akıttığı o ev…Ve bir anne sevgisizliğinin altında ezilmiş, unutulmuş bir kız çocuğu. Deniz, var olmayı öğrenemeden yok sayılmanın bütün tonlarını yaşamış biri. Okurken sımsıkı sarılmak istedim ona. Çünkü o kadar kırılgan, o kadar incinmiş ama bir yanıyla o kadar savaşçı ki, kollarını uzatıp dünyadan saklamak, biraz dinlendirmek, biraz da sevilmeye layık olduğunu fısıldamak istiyorsun ona.
-Sonra onun kaderine sanki bir ışık gibi Remi Bey giriyor. Deniz, ailesinin veremediği sevgiyi başka yerlerde arıyor, ait olmanın sıcaklığını ilk kez Remi Bey ve çevresinde hissediyor. Yıllarca kendisine yük olarak gösterilen varlığı ilk kez orada “kabul” olarak görüyor. Bir çocuğun sevgi bulamayınca nasıl içine kaçtığını, suda nasıl çırpındığını okuyoruz. Ama sonra…Deniz boğulmuyor arkadaşlar; aksine kendi hayatında yüzmeyi öğreniyor. Düştüğü her yerden bir şekilde kendi saçlarından tutup kendini yukarı çekiyor.
-Bu kitabı okurken duygularım çok başka yerlerdeydi.Deniz’in yalnızlığına ağlamak bir yana, onun minicik bir umut kırıntısı bulduğunda bile içimin hafiflediğini fark ettim. Anne olduğumdan mı yoksa deniz gibi minicik bir kızım olduğundan mı bilmiyorum ama bazı cümleler içime öyle bir dokundu ki, sayfalar sanki sadece hikâyeyi değil, kendi içimde sakladığım bütün korkuları, umutları ve sevme biçimlerimi de açığa çıkardı. Her satırda hem kendimi hem de onu düşündüm Belki de bu yüzden daha çok ağladım; ; Off çocuk olmak zor, anne olmak zor velhasıl.
Son olarak aslında bu kitapta sadece Deniz için değil;çocukken hiç sarılamamış, hiç sevilmemiş, hiç duyulmamış,yetiştirme yurduna terkedilmiş herkes için ağlayacaksınız eminim.
Okuma listenizde olsun lütfen. Keyifle (!) okuyun