Vampir konulu her türlü şeye bayıldığım gibi bu kitaba da bayıldım. Akıcı anlatımıyla birlikte sürükleyiciliği kitabın elimden düşmemesine sebep oldu. Okuduğum süre boyunca sanki yüzyıllar öncesine ait kayıp bir günlüğü gerçekten keşfetmiş ve okuyor gibiydim. Constanta'nın anılarını onunla birlikte yaşadım. Onun kıskançlığını, şefkatini, ikilemlerini, korkusunu, öfkesini... ben de hissettim. Aynı zamanda diğer karakterleri de yazarın tasvirleriyle gözümde kolaylıkla canlandırıp kendimi onların yerine koyabildim. Kitaptaki karakterlerin yüzyıllar boyu süren yaşamlarında gördükleri tarihi devirlerden bahsedilmesi ayrıca hoşuma gitti.
Örneğin eski çağlarda doktorların vebadan korunmak için taktığı maske betimlemesiyla karşılaştım ve daha önce resmini gördüğüm için direkt olarak aklıma nasıl göründüğü geldi. Tarihin tozlu sayfaları arasında kayboldum âdeta. Bir ara Osmanlı'nın Venedik'i kuşatmasına bile değinilmişti.
Bana göre kitabın tek kusuru; en başından beri bariz bir şekilde spoi vermesiydi. Kitabın sonunu tahmin etmeden ya da ters köşe olarak bitirmiş olsaydım kelimenin tam anlamıyla enfes bir kitap olurdu.
Ama bu bile kitabı beğenmeme engel olmadı. Vampir temalı kitap arıyorsanız kesinlikle okumanızı öneririm.