·103 syf.····Okunma: 03 Aralık 2025 01:15 Wilhelm Schmid’in Kendiyle Dost Olmak Hayatı Nasıl Kolaylaştırır? adlı eserini okurken kitabın temel mesajı, insanın kendisiyle olan ilişkisinin hayatı kolaylaştırdığıdır. Ancak okuma sürecinde bazı kavramlar ve çıkarımlar dikkatimi çekti; özellikle “kendini sevmek” ile “narsizm” kavramlarının karıştırılması, bazı başlıkların gereksiz ayrımlar yaratması ve anlatımın kısalığı eleştirilmesi gereken noktalar arasında yer aldı.
Sayfa 11’deki “Azcık narsizme fazla itirazımız olmaz: kendisini en azından birazcık seven bir insan, kendisiyle hiç başı hoş olmayan, hatta belki kendisinden nefret eden birisinden daha fazla huzur bahşeder etrafına” cümlesini inceledim. Burada yazar, kendini sevmeyi narsizmle ilişkilendiriyor; oysa narsizm kendini sevmek değildir ve ölçüsü yoktur. Kitap bu çıkarım üzerinden devam ediyor; çıkarımlar doğru olsa da kavramın adlandırılması hatalıdır. Aynı sayfada, kendini sevmeyi “abartmak” ile narsizm ve başkalarını etkilemek arasındaki farkı vurguladım: Bir kişinin kendini çok sevmesi, başkalarına zarar vermiyorsa sağlıklıdır; sorun sevgiyi yanlış uygulamakta ortaya çıkar.
Sayfa 13’teki “… abartılı bir öz sevginin tehlikelerine kapılmadan…” ifadesi üzerine not aldım: Buradaki tehlike, sevgiyi yanlış anlamaktan kaynaklanır; kendini sevmek hatalı değildir. Ayrıca narsist kişiler, kendini sevmekten ziyade başkalarını manipüle ederek tatmin olurlar; kitabın bu tanımı çoğu yerde yanlış anlaşılmıştır.
Birinci bölüm başlığı “Kendini Sevmek mi, Kendiyle Dost Olmak mı?” ise gereksiz bir ayrım yaratıyor. İnsan kendiyle olan ilişkisini sabit bir isimle tanımlamak zorunda değildir; kendini seven biri aynı zamanda kendiyle dost da olabilir. Sayfa 17’deki “… aşırı öz sevgide, başkalarındaki ilgiler insanın kendisine dönük olgisine bağlıdır” cümlesi de tartışmaya açıktır. İnsan her ilişkide kendi çıkarını gözetebilir; bu doğal ve kontrol edilebilir olduğu sürece sağlıklıdır.
Sayfa 18’de, “Kendimizle olan ilişkimizi illa bir ilişki şekline bağlamak zorunda değiliz” diye not aldım. Sayfa 19’daki “…kendini ölçüsüz seven ise başkalarının hayranlığına muhtaçtır, ilaveten her vesileyle kendi mükemmelliğini aynada görmek ister” cümlesi üzerine, kendini çok sevmenin kusurları görmezden gelmek anlamına gelmediğini belirttim. Değiştirilemeyecek kusurları kabul etmek veya hataları telafi etmeye çalışmak, kişinin kendini sevmesini engellemez. Sayfa 20’de ise mükemmeliyetçilik ile kendini çok sevmenin farklı kavramlar olduğunu vurguladım.
Sayfa 21’de, “Aslında yazar kitabın başında 'kendiyle dost olmak' kavramına verdiği anlamın kişisel ve farklı olduğunu söyleseydi çok daha farklı olurdu” notunu aldım. Yazarın ifadesi: “Kendiyle dost olan, kendi içinde en iyi olanı teşvik etmeyi ister; optimum odur ve mükemmelleştirmeyle alakası yoktur.” Sayfa 22’de ise, “Bence yazar 'kendini aşırı sevmek' diyerek hata yapmış; 'kendine olan sağlıksız sevgi biçimi' gibi demeliymiş” diye ekledim.
Sayfa 23’te, yazarın kendiyle aşırı sevgi içinde olmaktan değil, “kendini aşırı sevmek ve aşırı merkeze koymak” durumunun yanlış anlaşılması ve uygulanması sonucu neler olabileceğini anlattığını gözlemledim. Kitap boyunca kendini aşırı sevmek ve kendiyle dost olmak yazar tarafından karikatürize edilmiş. İlerleyen sayfalarda, “bu kitapta adını veremediğim, anlatamadığım garip ama bana olumsuz gelen bir taraf var. Kitap kısa, dili ağır, ama diğer ağır dile sahip eserlerde rahatsızlık hissetmedim. Bu rahatsızlık çeviriden mi kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Ayrıca yazar kitapta bahsettiği şeyleri çok açmamış; büyük ihtimalle 100 sayfa kısa kitap diye alıyor çoğun, ama daha uzun olsaydı daha iyi bir eser ortaya konabilirdi; çok yoğun olmuş” yorumunu ekledim.
Bu arada ilerleyen sayfalarda, kitabın başlarında saydığım eleştirilere son sayfalara doğru daha az rastladım.
Sayfa 70’te yazar “…bana düşmanlık mı ediyorlar? Ama buralarda beni seven, belki bana aşık birisi varsa, dünyanın geri kalanı umrumda bile olmaz!” demiştir. Ben bu noktaya karşı çıkarak, “Bizim değerimizi belirleyen şey birilerinin bizi sevip sevmemesi değildir. Bunlar olabilir de olmayabilir de. Ayrıca bir dosta, arkadaşa yüzde yüz güvenip bağlanmak ardından pişmanlıklar getirebilir. Bazen bir düşman dosttan daha güvenilirdir. Evet psikolojik olarak böyle hissettirebilir fakat yanlış bir çıkarım” diye not aldım; yani bu alıntıyı doğru bulmadım.
Sayfa 72’de, yazarın “… onları def etmeyi istemek, akla yakındır” cümlesine karşı eleştirim şuydu: Duyguları bastırmak, yok etmek veya def etmek çözüm değildir; onları anlamak ve iyileştirmek gerekir.
Olumlu yönler açısından, kitabın klasik kişisel gelişim kitaplarından farklı olduğunu, okuyucuyu pohpohlamadığını ve sürekli klişe sözler söylemediğini not ettim. İnsan okurken felsefi sorularla düşündürülüyor ve birçok beğendiğim alıntılarda var.
İlerleyen sayfalarda kitap değindiği konularda çoğu zaman ortalama bir felsefe, psikoloji ve kişisel gelişim okurunun daha önce duyduğu noktaları tekrar ediyor; detaylı açıklamalar ve farklı perspektifler eksik. Bu nedenle beklentim kitaptan çok daha fazlaydı.
Genel olarak, kitap kendini anlama ve kendiyle dost olma konusunda önemli farkındalıklar sunuyor. Olumsuz yönleri arasında kavramsal karışıklıklar, kısa anlatım, bazı eksik açılımlar ve dilin ağır oluşu yer alıyor. Buna rağmen kitabın olumlu yönleri; klasik kişisel gelişim kitaplarından farklı olması, okuyucuyu düşündürmesi ve felsefi alıntılarla desteklemesidir.