• Konusu •
Elif adındaki Türk asıllı Almancı bir kızın ataerkil ve baskıcı bir ailede yetişerek nasıl yaşama tutunduğunu ve belli başlı kalıpların dışına çıkmaya çalıştığında nasıl tepkiler ve yaptırımlarla karşılaştığını okuyoruz. En yakın arkadaşı Emilia bu yolda onun en büyük destekçisi oluyordu. Elif Miran adındaki Diyarbakır’lı kürt bir çocuğa sırılsıklam aşık olur. Birlikte sadece tren istasyonunda ve oradaki bir tepede buluşuyorlardı. Annesine bundan bahsettiğinde tahmin ettiği gibi oldukça sert bir tepkiyle karşılaştı ve babasının ona neler yapabileceğini, bu sevdadan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Elif vazgeçmek istemiyordu. Bu dünyadaki en büyük güven kaynağı abisine bahsettiğinde o da babasından çekinmesine karşın Elif’e destek oldu. Elif bir gün başka yol bulamayıp Miran’dan onu kaçırmasını istedi. Bir gece sözleşip birlikte kaçıp gittiler ve babasının tüm arkadan bağrışları fayda etmedi. Miran ile Elif oldukça zor bir hayat mücadelesi ve geçim derdinin içinde bulurlar kendilerini. İlk yıllarda her zaman aşkları onları bir arada tutmaya yarasa da ilerleyen zamanlarda her şey çok farklılaşır. İlişkide çatırdamalar, suçlamalar ve en aza indirgenmiş tahammül seviyesi… Miran gelip gidip Elif’i suçluyordu. Sigara ve alkole başlamıştı. Tam bu sıralarda Elif, bebeği Alya’yı kucağına alır. Artık hayat daha zordur onlar için. Yıllar birbirini kovaladıkça tüm kurgu bambaşka bir yere evrilir. Miran ansızın bir gün bir trene atlayıp Elif’i terk eder. Elif, kucağında bebeğiyle koca dünyada yapayalnız kalır. Tek başına mücadele eder. Kenarda köşede çalışmaya başlar. Çalıştığı bir otelde bir odada yazar Yiğit GENÇOĞLU’na ait bir kısa yazı bulur ve hayat boyunca umudunu bundan alır. Yiğit, küçüklüğünden beri Elif’in hayranlık duyduğu bir yazardı. Sonralarda Elif fuarlarda Türk hamur işleri ve ev yemekleri satmaya başlar ve aslındatüm hayatı burada değişir. Elif’in fuardaki hamur işi satışı bir noktadan sonra gelen tekliflerle bambaşka bir hale dönüşür ve Elif bu hayatta kızıyla dimdik durmayı bir nebze de olsa başarır. Yiğit GENÇOĞLU da bir noktadan sonra dahil olur.
• Benim Yorumum •
İlk defa Kahraman TAZEOĞLU tarafından hayal kırıklığına uğradım. Böyle bir kalem olamaz. Kitabın yarısından fazlasına kadar zor geldim, öyle böyle sıkıcı değildi. Bu Kahraman TAZEOĞLU'nun kalemi olamaz. Neredeyse kitabı bırakacaktım. Haddinden fazla betimleme vardı ve zoraki estetik olma çabası izlenimi aldım. O betimlemeler yerli yerinde olmadığından pek de samimi gelmiyordu. Kitabın yarısına kadar bir cümle diyalog varsa 2 paragraf boyunca betimleme vardı. Bir türlü ilerlemiyordu akış. 20 dakikalık bir sohbeti 25-30 sayfada okuduk neredeyse. TAZEOĞLU'nun daha farklı kitaplarını da okudum ve hiçbiri bu kadar keyifsiz değildi. Benim nazarımda 2. Ahmet BATMAN'dır diye düşünüyordum. O kadar keyifsiz ilerledi ki kurgunun tadını çıkaramadım. Elif'in bu güçlü duruşu çok hoşuma gitti ve kurgunun geneli sağlam bir kurguydu fakat bu kadar sağlam kurgu böyle bir yazar tarafından çok daha mükemmel işlenebilecekken bu şekilde abartılmış ve samimiyeti kaçmış betimlemelerle daha da batırılmış maalesef. Yine de sonundan dolayı ve yaşananlardan dolayı sevdiğim bir kitap oldu.