Kitap adı: İSTİRİDYE
Yazar: Aysun Uzal
Sayfa sayısı: 309
Tür: Roman
Böylesine güzel bir kitabın yalnızca bir baskıda kalmış olmasına hâlâ şaşırıyorum. Çünkü “İstiridye”, tesadüfen elime geçmiş olsa da okurken benimle birlikte derinlere sürüklenen, ruhuyla konuşan nadir romanlardan biri oldu. Üstelik bu güçlü hikâyenin bir Türk yazara ait olması ayrı bir gurur kaynağı.
Kütüphanenin Türkçe kitaplar bölümünde karşıma çıkan bu eser, belki tesadüf, belki de olması gereken bir buluşmaydı…
Konuya Gelirsek
Romanın merkezinde, iç mekân tasarımcısı Endam var. Bir sahafın tozlu raflarından aldığı Reprodüksiyon isimli kitabı okurken, kendini farkında bile olmadığı bir yolculuğun içinde buluyor. Başlarda pek önemsemediği ayraç ve kartlar, ardından gelen rüyalar ve garip rastlantılar, Endam’ın hayatındaki kapalı kapıları bir bir aralamaya başlıyor.
Başta yalnızca bir “tesadüf” sandığı olayların, aslında kendi ruhunun onu karşısına çıkardığı işaretler olduğunu zamanla anlıyor. Okuduğu kitapla yaşadığı deneyimler birbirine paralel ilerledikçe, Endam hem benliğiyle yüzleşiyor hem de içindeki saklı dünyayı keşfediyor.
Ve roman, onu adım adım ressamlığa uzanan o incelikli dönüşüme taşıyor. Tıpkı Reprodüksiyon adlı kitabın sayfalarında okudukları gibi…
Endam, tanıştığı Zümrüdüanka ve Işıl’ın ışığında, ruhunun derinliklerine inerek kendindeki o eşsiz cevheri fark ediyor.
Kitaptan Alıntılar
“İnsanlar erkek ya da kadın olarak doğar ama ruhları insandır.”
“Ateşler, küller, ölüm ve yeniden doğumlar yaşadık.”
“Zümrüdüanka, küllerinden yeniden doğan sihirli bir kuştur.”
“Herkes gerçeği baktığı yerden algılar.”
“Çizgilerinizde ruh var… ama derin korkularınız da var.”
Kısacası, “İstiridye” Endam’ın kabuğunu kırıp, içindeki incisini yani ressam kimliğini bulma hikayesi.
Ben kitabı büyük bir keyifle okudum ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Ve son söz benden gelsin:
“Sadece güneşin değil, insanların da izdüşümleri vardır; öldükten sonra ardında bıraktıkları ışık ya da karanlık…” Aylin Özgür