Anlatıcı tarafından aktarılan Fanny’nin duygularını içeren kitapta başlangıçta ne oluyor dedim, mesela Fanny bir kadın mıydı erkek mi birbirinden kopuk ve değişken zaman kitabın yer yer anlaşılmasını güçleştirdi.
Kitabı bitirdiğimde ise hissettiğim bambaşkaydı birbirinden kopuk cümleler bile anlam kazandı. Bu bir kaybolmuşluğun anlatısıydı ve bunu bu anlatış tarzıyla çokta güzel vermişti yazar.
Sarhoşken şişe kırıklarının üzerine düşerek eli sakatlanan ve elindeki güç kaybı nedeniyle piyanoyla eskisi gibi ilgilenemeyen ve çalamayan Fanny yaşadığı bu kayıpla yok oluşunu başlatır aslında. Dünyası bağlı olduğu bir şeyi kaybetmesiyle değişen Fanny’nin akıl oyunları en yakın arkadaşlarındandır artık. Oysa çocukluğunda kendisine Felix lakabını takan kişidir Felix mutlu anlamındadır. Fanny mutludur yani kaybından önce. Bu bir kayboluşu anlatmaksa eğer birbirini tamamlamayan cümlelerin olması bana çok olağan geldi. Kendisine Felix lakabını takabilen Fanny günün devamında giyindikten sonra dışarıya çıkamaz hale gelmiştir. Yer yer iki hafta gibi uzun süreler boyunca dışarıya çıkmadan yaşamıştır. Zihni o kadar çok oynamaya başlamıştır ki her an her şeyi adeta mikroskopla incelemek zorunda kalan Fanny için yaşama durumu zorlaşmıştır. Yaşamak için çaba göstermiş ve alkole sığınmıştır. Alkol dizginlemiştir insanlara bağırmıştır, hobiler bulmuştur ama yetmemiştir. Şöyle diyordu bir yerde anlatıcı “insan bazen celladını ele vermesi imkansız olduğunda kendini öldürür.” Çok sesli koromuzda cellad mutlaka vardır ve hiç kimse kendisini ele vermez. Fanny kayboluşuyla problem haline gelen yaşamayı daha 43 yaşındayken intiharla çözüme kavuşturmuş ve bulutların üzerinde süzülüşünü okuyucu ile paylaşmıştır.
Hiç susmayan bir zihinde yaşamak ölmekten daha kirliydi belki de.
Ek olarak; kitabın kısa tutulduğunu düşünüyorum daha fazla ayrıntı verilebilirdi.
Poltergeist sözcüğü yeni öğrendiklerimden oluyor. ( Halk inanışında eşyaları oynatan,kapıları çarpan yüksek sesler çıkaran görünmez ruhu ifade eder.)