“Bir Kürt Sevdim, kalbimin susup gözlerimin konuştuğu bir hikâyeydi benim için.”Konu olarak güçlü, insanın içindeki yaralara dokunan bir tarafı var ama edebî anlamda büyük beklentilerle başlamadım. Yine de garip bir şekilde, elimden bırakamadığım kitaplardan biri oldu. Sanki yazar, süslü cümlelere ihtiyaç duymadan en çıplak hislerimizi anlatmayı seçmiş.
Bazen bir roman değil, hayatın içinden geçip gelmiş bir itirafı okur gibi hissettim. Bazı bölümlerde kendi yaşanmışlıklarıma temas eden küçük sızıntılar vardı; insanın içinden “Ben de böyle sevmiştim” dedirten o kırılgan anlar… Hikâye ilerledikçe, aşkın yalnızca kavuşmak değil, aynı zamanda vazgeçerken bile sevmek olduğunu hatırlatıyor.
İnsan bir kitabın son sayfasında susmayı öğreniyor. Gözlerimin dolduğunu fark ettiğimde, imkânsızlıkların bazen aşkı daha da görünür kıldığını düşündüm. Aşkın en çok da eksik kaldığı yerlerde büyüdüğünü…
Kitaptan içime en çok dokunan satırlardan biri:
“Bazı aşklar hiç yaşanmamış gibi görünür; ama insanın gönlünde ömür boyu sürer.”
Bu roman da tam olarak böyle. Belki edebiyatla sizi şaşırtmaz ama duygu dünyanıza sessizce ilişen, hızlıca okunup uzun süre hatırda kalan bir hikaye bırakır.
Bir Kürt Sevdim