Yazarın kendisini bizzat şahsım tanımasa da kendisi dedemin üniversiteden arkadaşlarından birisidir. Dedem onunla sinemaya gitme anılarından bahseder durur. Ayrıca ismini çokça duyduğum yalnızca dedem değil. Onun adını aslında bir kütüphaneden öğrenmiştim. Bir aralar kütüphaneye çokça giderdim (onun adına yapılmış bir kütüphane): “Rasim Özdenören Halk Kütüphanesi.” Tabii bir zamanlar çokça giderdim ama ne yazık ki artık o kütüphane için çokça vakit bulamıyorum. Neyse, yazarın daha önce hiçbir kitabını okumamış birisi olarak şunu söylemeliyim ki: Yazarın edebî dili kavrayış biçimi, konulara hâkimiyet becerisi —o dönemde internetin olmadığını düşünürsek— harikulade bir sonuç çıkartmış. Hatta belki bir şaheser desek mübalağa etmiş olmayız. Ama nihayetinde yazarın bir insan olduğunu ve hatalar yapabileceğini unutmamalıyız. Kendimce okurken bazı hatalarına da şahit oluverdim. Kitabın ilk sayfalarında bir hadisi şeriften bahsediyordu. Bu hadisin pek çok hoca tarafından uydurma hadis olarak nitelendirildiğini biliyorum. Tabii bunun araştırmasını pekâlâ yaptım. Onun üzerinden bir mütalaa gerçekleştirmiş. Zaten yanlış fark etmediysem yalnızca bu hadis üzerinden bir vukuuyu açıklamaya çalışmış. Yalan bir hadisi yazarak insanların kafasını karıştırmaktan korktuğumdan bu hadisi doğrudan buraya yazmayacağım. Ama gerçekten okuyan, hangi hadisten bahsettiğimi anlayacaktır. Velhasılkelam, o dönemde yazılmış olan ve bu derece konulara hâkim olan çok az insan olduğu kanaatindeyim. Zira Müslümanca düşünme üzerine deneme yazabilecek insan sayısı tahmin ediyorum ki çokça değil. Yazıldıktan yıllar sonra bile bu kadar etkili bir kitap okumak, bu kadar güzel bir üslup ve konulara hâkimiyet beni çokça düşündürdü. Ve kendisine olan mevcut saygımı şüphesiz daha da artırdı. Diğer eserlerini de