“Kelimelerin Susup Kalbin Konuştuğu Bir Hikâye”
Sayfalarında tek bir kelime yok… çünkü bu hikâye konuşmayı çizimlere bırakıyor.
İzleyen değil “gören” bir okuru çağırıyor.
Çocuklarla birlikte her sayfayı adım adım okuyarak, ifadeleri, beden dilini ve değişen duyguları görsel okuma yoluyla keşfetmenizi istiyor.
Kalabalığın içinde yalnız kalan bir çocuğun hikâyesi bu…
Yeni gelen bir kızın, zorba biri tarafından dışlanmasıyla başlıyor. Önce kimse fark etmiyor; sonra bir çocuk cesaret edip adım atıyor. Sessiz bir iyilik, diğer çocuklara da bulaşıyor; küçük bir yaklaşma, büyük bir dayanışma halkasına dönüşüyor.
Kitap kelimelere hiç ihtiyaç duymadan şunu söylüyor:
Cesaret görünmezdir ama etkisi görünür.
İyilik sessizdir ama yayıldıkça güçlenir.
Sınıfta oluşabilecek dışlama, isim takma, görmezden gelme gibi görünmez zorbalıkları fark ettirmek için çok etkili bir kitap. Görselleri çocuklarla sohbet etmek, empati kurmak ve “Sen olsaydın ne yapardın?” sorusunu tartışmak için mükemmel bir alan açıyor.
Sessizliğiyle konuşan, kalabalığın içinde yalnız hissettiren duyguları görünür yapan, sonunda da bize şunu öğreten bir hikâye:
Bir kişi yanında durduğunda, yalnızlık küçülür; iyilik büyür.
Bu sessiz kitap, 4–10 yaş arası çocuklar için uygun; ancak anlattığı evrensel duygular sayesinde her yaşın kalbine dokunabilecek bir güce sahip.