Kur'an Okuma Edepleri İhyau Ulumi'd Dinden alınan bir kesit.
Kitap 4 bölümden oluşmaktadır.
İlk bölümde Kur'an ve Kur'an ehlinin fazileti söz konusu.
Bu bölümde verilmek istenen mesaj; insan vücudunda hayat bulan Kur'anı hiçbir ateşin yakamayacağıdır.
Yine aynı bölümde Kur'an-ı her daim okuyup, anlayıp ve onu yaşamamıza dair vurgu var.
Fakat ilk olanın evvela kalpteki iman olduğu çokça zikredilir.
Önce iman, sonra helaller ve haramlar gelmeli der müellifimiz. Ve asr-ı saadetten bir örnek verir. O dönemde sahabenin önce imanı öğrenip onu kalbine yerleştirdiğine sonrasında emir- yasakları ve helalleri öğrendiğini anlatıyor.
Burada şuna dikkat çekiyor, günümüzdeki ana problemin sağlam bir imandan evvel Kur'an öğretilmeye çalışılmasıdır.
İkinci bölümde Kur'an okumanın zahiri edepleri şu şekilde sıralanmıştır:
Kur'an okuyan kişi;
•Abdestli
•Edep ve sükunet içinde,
•Kibirden arınmış olmalı,
•Kıbleye dönmeli
•Başı öne eğik olmalı..
•Bağdaş kurmadan yana yaslanmadan üstadın önünde oturur gibi oturmalı.
Yine aynı bölümde ;
•Namazda ve mescidde okunan Kur'anın en faziletli okuma şekli olduğuna,
•İkinci olarak otururken, edeple ve sükunet ile okunan Kur'anın faziletli olduğuna
•Son olarak da yatarken okunan Kur'anın faziletli olduğuna kitapta yer verilmiştir.
Bu bölümde hatim yapmanın fazileti ve dereceleri de açıklanmıştır.
•Günde, haftada , ayda ve yılda bir kere hatim yapmadan bahsedilmiştir
•Günde bir kere hatim yapmak ulema tarafından Kur'anın anlaşılmadan okunacağından ötürü sakıncalı görülmüş.
•Ayda bir kere hatmetmekse yine ulema tarafından az olarak değerlendirilmiştir.
•Abidlerin haftada iki kere hatim yapmaları, ilim yayan alimlerinse haftada bir hatim yapmalarında sakınca görülmemiş.
• Efendimiz ise yedi günde bir hatim yapmayı tavsiye buyurmuştur.
Sahabenin Kur'anı okurken onu hiziplere ayırıp okuduğuna değinmiş kitabımız.
Kur'anın güzel ve okunaklı şekilde yazılmasının, onu tertil üzere okumanın müstahap olduğuna değinilmiş.
Maksadımızın yavaş da olsa az da olsa Kur'anı okuyarak anlamak olduğuna vurgu yapılmıştır. Çünkü Kur'anın anlaşılarak okunması bizdeki tefekkür penceresi aralar der yazarımız.
Kur'an okunurken kalpteki hissiyatlar harekete geçebilmeli.
Müjdeleme, korku ayetleri kalplerimizi yeşertip hüzünlendirebilmeli. Şayet kalbimizde hala bir nebze olsun iman tohumu varsa.
Üçüncü bölümde Kur'an okumanın batıni edeplerine yer verilmiş.
Bu edepler on tane şeklinde sıralanmış:
-Kelamı aslını ve yüceliğini anlamak..
-Tazim / Allah'ı yüceltme , kelam sahibini yüceltmek
-Kalp huzuru
-Tedebbür/Kur'anda yer alan lafızları derinlemesine anlamak
-Tefehhüm/ Söylenenleri fehmetmeye çalışma
-Anlamaya mani engellerden kurtulma (sadece harfe odaklanma, sadece okunuşu taklit etmeye çalışma, kibirli olma, tefekkür etmemek gibi manilerden sıyrılmaya çalışmak)
-Tahsis( tahsisten kasıt ; Kur'andaki tüm hitaplar üstüne alınmak , her şeyden kendine pay çıkarmaktır)
-Teessür (Okuduğun kelamın, ayetlerin etkisiyle kalbin hüzünlenip gözün yaşarmasıdır aslında)
-Terakki ( Okuduğun kelamı sanki Allah'tandır işitiyormuş gibi bir mertebeye yükselmek)
-Teberri ( Kur'an okurken nefsini kusurlu görmeli ve tevbeden bir an olsun geri durmamalıyız)
Son bölümde ise; Kur'anı anlaman ve onu nakle dayandırmadan kendi görüşün ile tefsir etmen üzerine.
Kur'an-ı anlamadaki saha son derece geniştir.
Onu yalnızca zahiri bir tefsir ya da tek bir müfessir ile sınırlandırmamak lazım.
Buradaki ince nokta şu sadece bir nakile ya da işittiğin birkaç bilgi ile yetinip kendi başına çıkarman gereken dersi ya da hükmü çıkarmaman ve çabalamaman. Her bireyin imtihanı, yaşadığı şeyler birbirinden farklı ve her insanın alacağı, çıkaracağı ders de bu yönde olacaktır.
Derin bir tefekkür kitabıydı.
Çokça istifade ettiğim bir okuma oldu.
Rabbim razı olsun.