Özetini okur okumaz yarama tuz olacağını bildiğim bu kitabı aylar öncesinde hemen edinmiş, aylarca birkaç sayfa okuyup sonrasında tüm vücudumun ağrıması sebebiyle sık sık elimden bırakmıştım. Hatta kendi içimde kitabı beni sıkmakla itham etmiş, yüzleşmelerimden kaynaklı sıkıntılarımın bir kez daha üstünü örtmüştüm. Fakat bırakma özgürlüğüne sahip olduğum diğer kitapların yanı sıra sık sık geri döndüm Unutma Beni Apartmanı'na.
Nasıl anlatılır bilmem. Karakterimiz kendine münhasır biri olmakla beraber bir o kadar de bizden birisi. Kendisini olduğu kişi yüzünden yadırgamayan, yer yer umarsız görünen ama tüm hesaplaşmaları tezat bir şekilde olduğu kişiye çıkan bir kadın. O kadar tanıdık ki bu hikaye, bu yara. Öncelikle böyle bir karakteri tümüyle aklamayan ama sürekli bir yargılamadan da muaf tutarak bize tanıtan, bu eseri sonuna kadar okutan yazara saygım sonsuz.
Yazarın yer yer hikayeciklerine önce bir anlam veremiyorsunuz fakat öyle bir örüntüyle birleşiyor ki, yol yine asıl hikayeye çıkıyor, tüm arayışlar aslında size tek bir şeyi düşündürüyor. Kökünüzdeki o yarayı... Bu cümleyle bir kez daha hiçbir zaman tamamen geçmeyeceğini biliyorsunuz. Tıpkı bir alzheimer gibi. En fazla ilerlemesini durdurabilirsiniz fakat sizi samimi bir gülüşten alıkoyan o yitirilişi asla.
Bu kitap bana vakti zamanında kendime pay çıkardığım bir hikayenin ortasından kalbime saplanan bir cümlenin izini taşıyordu. 'Bir alem seni anladı da bir tek ben mi anlayamadım'.
Bazen hikayenin sizinle ilgisi olmamasına rağmen göğüsünüz daralır, alamadığınız havanın peşine nice yollar gider; kendinizi kuramadığınız ama en azından içine girdiğiniz tüm tellere rağmen çabaladığınız, terk edilenin sükunetini, zamanla değişen kartlarla terk edebilecek olanın hıncına çevirdiğiniz (ki bu ne büyük bir lükstür) yakıp yıktığınız her şey gözünüzün önüne gelir. İşte tüm bunları ardımda bıraktığımı sanarken, beni üzerine düşünmek zorunda bıraktırdığı birçok şey yüzündendi Unutma Beni Apartmanı'na olan mesafem.
Fakat kitap 10,20,30 sayfa derken bitti. Ve bu kavuşmadan kocaman ve sonsuz bir ayrılık çıkarırken aynı zamanda Kumrular Yokuşu'nda bir kez daha bıraktılar yüklerini. Süreyya, Sümeyye ve ardından gelecekler...