Nora Seed, hayatından memnun olmayan, pişmanlıklarla dolu bir kadın. Bir gece, hayatına son vermeyi düşündüğü anda kendini “Gece Yarısı Kütüphanesi” adlı esrarengiz bir yerde bulur. Bu kütüphane, yaşam ile ölüm arasındaki bir tür ara duraktır ve raflardaki her kitap, Nora'nın başka bir seçim yapsaydı yaşayabileceği alternatif bir hayatı temsil eder.
Kütüphaneyi yöneten kişi, Nora’nın çocukluğundaki kütüphaneci Mrs. Elm’dir. Nora’ya, “keşke” dediği her hayatı deneme şansı verir. Böylece Nora; müzisyen olduğu, olimpik yüzücü olduğu, evli olduğu, bilim insanı olduğu, dünyanın farklı yerlerinde yaşadığı sayısız alternatif evreni deneyimler.
Başta bu yeni hayatlar ona heyecan verici gelse de Nora, hiçbir yaşamın tamamen kusursuz olmadığını fark eder. Mutluluk, dış koşullardan çok insanın kendi bakış açısıyla ilgilidir. Birçok farklı evreni deneyimledikten sonra Nora, kendi “sıradan” hayatının bile sevilmeye, yeniden kurulmaya değer olduğunu anlar.
Sonunda Nora, yaşamak istediği gerçek hayata geri döner ve artık pişmanlıklarının esiri değildir. Hayatına yeniden başlama kararı alır.
Kitabın ana mesajı:
Hayatta yaptığımız seçimler kadar, onlara yüklediğimiz anlam önemlidir. “Mükemmel hayat” diye bir şey yoktur; önemli olan, sahip olduğumuz hayatla barışmak ve küçük şeylerde bile anlam bulmaktır.