·114 syf.····Okunma: 02 Aralık 2025 09:34 "Sum," is a collection of stories about the afterlife and the possibilities are endless. The author, David Eagleman, uses the far reaches of his imagination to create forty unique takes on afterlife. Death and what follows is, to many, a mysterious subject and the author capitalizes on that mystique. Eagleman presents his many scenarios of what might be or what could be in the afterlife. The author takes the image of the creator to the extremes. In one narrative, "The Microbe," he describes god as the size of a microbe, so small that he does not know that we exist. In another tale, the reader is told that god is a Giantess who is so large that it is virtually impossible to communicate with her.
Many of the stories focus on the consciousness of those entering the afterlife. For example, in "Graveyard of the Gods," afterlife is for man and for everything created or made by man. Therefore, anything that man invented has an afterlife. Everything from toasters to grand pianos have a place in the afterlife. But afterlife is also for the literary and mythic creations of man. All the gods that man ever created in stories have a place in the afterlife. In another story, those arriving in the afterlife are met with the daunting challenge of meeting versions of themselves - what they could have been - in comparison of their own filtered views of themselves.
In several stories god, or the creator, is seen as anything but all powerful. In "Reins," god is perplexed when a committee, urged on by angels, finds him incompetent of deciding who should go to heaven and who should go to hell. In "Narcissus," the creators are called Cartographers. These creatures are smaller than man and equip man's eyes with high-resolution cameras. During their time on earth, humans are to take photos of the earth's terrain so the Cartographers can create accurate maps. But the program is a failure when the creators discover that humans prefer to look at each other rather than at the terrain.
It is obvious that each tale is told with much thought and is told with great detail. There are several stories that compare man to machines. For example, in "The Impulse," the author describes how humans are just like computer chips. He goes to great lengths to describe the networks and the substrates that celestial Programmers build to construct humans. In another story, "Quantum," humans have unlimited storage capacity like quantum computers.
The collection of stories are all thought-provoking and most are written with a light, humorous touch. But there are a few dark stories including "Death Switch." An elaborate system is put in place on everyone's computer in case they should pass without leaving behind their passwords. The people begin to abuse the Death Switch, which eventually leads to suicide and murder.
Başlık : Cennet sadece tanıştığınız insanlardır
"Sum", öbür dünya ve olasılıklar sonsuzluğu hakkında bir öykü koleksiyonudur. Yazar David Eagleman, hayal gücünün engin sınırlarını kullanarak öbür dünyaya dair kırk özgün yorum yaratır. Ölüm ve sonrası, birçok kişi için gizemli bir konudur ve yazar bu gizemden faydalanır. Eagleman, öbür dünyada neler olabileceğine dair birçok senaryo sunar. Yazar, yaratıcı imgesini uç noktalara taşır. "The Microbe” (Mikrop) adlı bir anlatıda, Tanrı'yı bir mikrop kadar küçük, varlığımızı bile bilmeyen bir yaratık olarak tanımlar. Başka bir öyküde ise okuyucuya, Tanrı'yı kendisiyle iletişim kurmanın neredeyse imkânsız olduğu Dev bir kadına benzeterek anlatır.
Hikâyelerin çoğu, öbür dünyaya girenlerin bilincine odaklanır. Örneğin, "Graveyard of the Gods," (Tanrıların Mezarlığı)’nda öbür dünya insan ve insan tarafından yaratılan veya yapılan her şey içindir. Dolayısıyla, insanın icat ettiği her şeyin bir öbür dünyası vardır. Tost makinelerinden kuyruklu piyanolara kadar her şeyin öbür dünyada bir yeri vardır. Ancak öbür dünya aynı zamanda insanın edebi ve mitolojik yaratımları için de geçerlidir. Hikâyelerde insanın yarattığı tüm tanrıların öbür dünyada bir yeri vardır. Başka bir hikâyede ise, öbür dünyaya gelenler, kendilerine dair süzgeçten geçirilmiş görüşleriyle karşılaştırıldığında, kendilerinin -olabilecekleri- versiyonlarıyla karşılaşmanın zorlu mücadelesiyle karşı karşıya kalırlar.
Birçok hikâyede Tanrı veya yaratıcı, her şeye gücü yeten biri olarak görülmez. "Reins" (Dizginler)’de Tanrı, meleklerin teşvikiyle bir komitenin kendisini kimin cennete, kimin cehenneme gideceğine karar verme konusunda yetersiz bulmasıyla şaşkına döner. "Narcissus" (Nergis)’te ise yaratıcılara Haritacılar denir. Bu yaratıklar insandan daha küçüktür ve insanın gözlerine yüksek çözünürlüklü kameralar takarlar. İnsanlar, yeryüzünde bulundukları süre boyunca, Haritacılar'ın doğru haritalar oluşturabilmesi için yeryüzünün fotoğraflarını çekmelidir. Ancak yaratıcılar, insanların yeryüzüne bakmak yerine birbirlerine bakmayı tercih ettiklerini keşfettiklerinde program başarısız olur.
Her hikâye derinlemesine düşünülerek ve büyük bir ayrıntıyla anlatılmıştır. İnsanı makinelere benzeten birçok hikâye vardır. Örneğin, "The Impulse" (Dürtü)’de yazar, insanların tıpkı bilgisayar çipleri gibi olduğunu anlatıyor. Göksel Programcıların insanları inşa etmek için inşa ettikleri ağları ve alt yapıları anlatmak için büyük çaba sarf ediyor. "Quantum" (Kuantum) adlı bir başka hikâyede ise, insanlar kuantum bilgisayarlar gibi sınırsız depolama kapasitesine sahip.
Hikayelerin hepsi düşündürücü, çok kısa ve mizahi bir dille yazılmıştır. Ancak "Death Switch" (Ölüm Anahtarı) da dahil olmak üzere birkaç karanlık hikâye de vardır. Herkesin bilgisayarına, şifrelerini bırakmadan geçmeleri durumunda kullanılmak üzere ayrıntılı bir sistemin kurulması ve insanların da Ölüm Anahtarı'nı kötüye kullanmaya başlaması sonucunda intihar ve cinayete yol açtığı durumlar dile getiriliyor.