BUNA CAN DAYANIR MI?
.
Esendere'yi film karesi gibi gözümüzün önüne getiren bir betimleme ile açılıyor sayfalar.
Ali'nin yaşanmışlıklarla dolu toprağı. Amma velakin, şimdiye kadar ne kadar emek vermiş olsa da, Ali artık bu tek düze yaşamı istemiyordu. Yeni bir hayata adım atmak, başka ufuklar da yol almak istiyordu... Tek sıkıntı, gönülleri bir, yaşamları belli bir süre ayrı kalacak olan Gülizar'dı. Amacı yaşam mücadelesi, daha iyi şartlarda bir hayata ulaşmaktı. Gülizar ile daha güzel, daha müsterih bir şekilde yaşamak...
Gönlünde Gülizar, ruhunda sevgi, zihninde daha güzel bir hayat tutkusu ile yollara düşecekti. Yollar ki Ali'yi hayallerine götürecekti...
Ali, İstanbul'da şantiyeye adım atmış, ustabaşı'nın " Ustalık seni hayata bağlar. " sözünü kendisine hedef almış ve Gülizar'la hayalini kurduğu yaşam için hayatını inşa etmeye başlamıştı.
Zamanla İstanbul ona bir yol arkadaşı olmuştu. Olmuştu da, zaman ilerledikçe boşa mıydı tüm istekleri? Bu acımasız çark Ali'yi pes ettirebilecek miydi?
Ali' de önce köyünde, ailesinde, Gülizar 'da aradı dermanını. Fakat orda da rahatı görmüş ailesi, anlayamadı sözlerinin altındaki anlatılanı. Ve Esendere' de yel esmeyi kesti, kuşlar ötmeyi...
Yanımızdan geçene bir selamı çok gördüğümüz, içimiz cız etmeden sokakta üşüyen çocuğu geçip gittiğimiz, kendi derdimize derman ararken temas ettiklerimizi umursamadığımız bir şehirde; fark edilmek, hayallerimize ulaşmak ve içimizdeki sevgiyi paylaşmak için mucize mi arayalım?