Başlığa Şehit EMRE ALBAYRAK yazdım. Eksik olduğunun farkındayım. Ama elim gitmedi pöh demeye. Yazamadım. Haberi ilk internette gördüm zaten. Orada ise operasyonda özel harekat polisi şehit düştü yazıyordu, isim belirtilmemişti. Kısa saniyelik kan akışımın durduğunu hissettim, dondum, nefesim kesildi. Korkuyu saç tellerime kadar hissettim. Birkaç saniye içerisinde binlerce kez ölüp dirildim. Gözüm aşağıdaki metne kayınca ismi gördüm. Rahatlayamadım bile. İçimde öyle derine işledi ki. 2 gündür babam aramadı, ben de onu arayamadım annemi aradım. Annemden öğrendim babamın da törende olduğunu. Yeni bugün gelmiş eve. Babam soğukkanlıdır. Normalde. Hiçbir şehit haberinde kendini bırakmaz, mimik oynatmaz buz gibi durur. Yakın arkadaşı dışında ilk defa bir şehit vaktinde ağladı babam. Gözleri sürekli doluymuş, yemek yiyemiyormuş, dalıp duruyormuş sürekli. Annem babama verdiğinde telefonu sesi öyle kötü geliyordu ki, konuşamadı. Anneme normalde babam soğukkanlıdır neden bu kadar bırakmış kendini dedim. Özel harekatın göz bebeğiymiş Emre dedi. Öyle güzel öyle güzel bir insanmış ki. Anlatıp durdu. Yutkunamıyorum. Güya normalde biz alışkındık, asıl bizim soğukkanlı olmamız gerekirdi en çok. İnsan nasıl soğuk kanlı olabilir... İnsan şoktan nasıl çıkabilir. Videoda babamın olduğunu bilmeden saatlerce izledim, geçemiyordum videoyu beni bağlayan bir şey vardı, babammış. Paylaşınca pöh yazmaya elim gitmedi bu yüzden. Korku, bu hayattaki en ıstıraplı duygu. Sıra korkusu. Kime gelecek korkusu. Kaybetme korkusu. Doyamama korkusu.