Sabret BakkaliyesiSelçuk Özyurt
“Sabret Bakkaliyesi”
Gençliğinizde yaptığınız bir hatanız sekiz yılınızı sizden götürmüş,
Yıllarca köyünüzden uzak kalmışsınız,
Ne kimse sizi aramış ne de siz aramışsınız,
Ardından 30 yıl boyunca pek çok ön yargı ile geçmiş,
Mahçup bir halde köyünüze dönüyorsunuz.
Bir umut var içinizde sessiz sedasız yaşamak adına ancak ufak bir yargı barındıran bakış dahi o geçmişin aşılmaz yüklerini tekrar omzunuza yükleyebilir. Kimseyle görüşmeden geçen yıllar acaba bu kez cefasını mı savuracak yoksa ikinci bir şans vererek ellerinizden tutacak mı?
Derken çocukluk arkadaşınız ile yollarınız kesişiyor. Bir omuz mu oluyor yoksa dağ mı? İçten bir sarılma, sorgusuz yargılamadan ufak bir tını “Sabret”… Bir kelime, altı harften oluşuyor ama dünyanın tüm umutlarını heybesine koymuş gibi…
Sanki içinizi biliyor da size güç olmak için ilahi adaletin bir tesellisi bu arkadaş… Vicdanın ete kemiğe bürünmüş hali bir arkadaş…
Kalbinizde yeniden filizlenmesi gerekenler var da bu arkadaşla bulmuşuz gibi…
İşte Ahmet ve Osman…
İyi niyetle ekilen tüm tohumlar Sabret Bakkaliyesi’nde…
Ahmet’in gençlik hatası başarısız olan soygun girişimi 8 yılını heba etmiş… İnsanların tüm yargılayıcı hali ile 30 yılı geçirmiş ve köyüne dönmüşken içindeki tüm korkuları düşünsenize…
Umudu tükenip ayağa kalkacak umut arayanları Ahmet ve Osman’ın bulmasını isterdim…
Sabret Bakkaliyesi hepimize bir kapı aralayıp fısıldıyor. Ayağa kalk, silkelen ve o beklediğin omzu uzaklarda arama… Umut her zaman vardır… Sabret…
Akıcı ve yalın anlatımında okuru bulan teselli nitelliğinde her cümle sizi de sarıp sarmalayacak şimdiden keyifle okumanızı dilerim…