Puan vermedi·168 syf.··Beğendi
· BELKİ YAZ ERKEN GELİR
YEKTA KOPAN
168 SAYFA
Belki en güzel yılın olur bu. Yaraların kabuk bağlamaz, hayat izin vermez buna. Ama korkma. Onları nasıl saracağını daha iyi öğrenirsin belki.
Bir öykü kitabı okudum sevgili Yekta Kopan kaleminden ve yine çok çok sevdim. Daha önce okuduğum "Aile Çay Bahçesi" romanıyla kalemini tanımış ve neden bu kadar geç tanıştık diye üzülmüştüm açıkçası. Aslında pek çoğumuz tanıyor bu değerli ismi ama daha çok sesiyle hayatımızda. Buz Devri'nin sevimli Sid karakterinden Alvin ve Sincapların Alvin'ine, Arabaların Şimşek McQueen'ninden Ayı Bobo'ya hayat katan bir isim. Yıldız Savaşları, Esaretin Bedeli, Geleceğe Dönüş gibi pek çoğumuzun severek izlediği bir çok filminde baş karakteri olarak yer aldı hayatımızda. Sesiyle olduğu kadar kalemiyle de öyle güzel etkiler bırakıyor ki lütfen tanışın henüz okumadıysanız bu değerli ismi.
Dediğim gibi öyküleriyle eşlik etti bana sayın Kopan. Yalın bir dilin yanında biraz masalsı bir hava hissettiriyor size anlatılanlar. Hüzün, bekleyiş, yüzleşme, geçmişin ağırlığı gibi bizden hayatlar, bizden duygular yaşatıyor her bir öykü. Nergis
İki Yol Köftecisi Okunmayanların Şarkısı Kabak Dolması
Kaplanın Fısıltısı sevdiğim öyküler oldu ama tüm bunlardan öte beni alıp götüren bir öykü var ki... Bir kaç satırlık, tek sayfaya sığdırılmış o öykü;
️Geçmiş Zaman.️
Yakan, kavuran, ahhh dedirtip, o anı içimde hissettirip, zamanı unutturan bir öykü.
Boris Vian'dan Mezarlarına Tüküreceğim; Jorse Luis Borges'den Alef; Pavese'nin Ağustosta Tatil, Yalnız Kadınlar Arasında kitaplarının yanında Savaş ve Barış, Don Kişot, Binbir Gece Masalları bahsi geçen kitaplar. Birde Fakir Bayburt, Fazıl Say, Levent Gönenç, Sylvia Plath, Truman Capote gibi değerli isimler selam veriyor satırlarda size. Ankara'lı olan sayın Kopan "Kaplanın Fısıltısı" öyküsü ile sevdiğim şehrin Ankara'mın sokaklarında dolaştırdı beni keyifle. Ben severek okudum, eğer tanışmadıysanız lütfen benim kadar geç kalmadan yola çıkın bu değerli ismin sizi götüreceği maceralara.
Ben bir yemek tarifiyim. Artık malzemesi bulunmayan.
Ben bir odayım. Hiçbir eve ait olmayan.
Ben bir silgiyim. Sildiği her satırın yükünü ruhunda taşıyan.
Kitaplar pes etmez, okunmamak kitabı değil, okumayanı yaralar.
O geceden bir tek o dumanların dansı, bir de rayların uzakta kayboluşunu hatırlıyorum. Son tren de gittiğinde kalkıp geceye karıştım. O gece anladım ki, her tren başka şehirlerin hayallerini taşır. Her tren, arkasında bir hayalet bırakır.
Kelimeler, inanalım denilen bu saçma tablonun biraz daha çekilir olmasını sağlamaktan başka işe yaramayan oyuncaklardır. Alırsınız bir kelimeyi, eğersiniz bükeresiniz, istediğiniz yolculuğa çıkarırsınız. Hem siz nasıl kullanacak olursanız olun, karşınızdaki istediği gibi yorumlayacaktır. Sizin söylediğiniz söz değildir iletişim denen şey, karşınızdakinin anladığıdır.
Okuyorsun. Deliliğin sınırında görüldüğünü, bu tutkunun romantik bir hastalık olarak tanımlandığını bildiğin halde durmuyorsun. Sevdiğin bir yazarın yeni çıkmış kitabına birileri senden önce ulaşınca sıkılıyorsun. Kitaplığından çalınan bir kitap için en yaman dedektiften daha haşin bir takibe başlamaya her daim hazırsın.
Kitap sayfalarının arasında unuttuğun kuru bir çiçeksin sen. O konser bileti, not kağıdı, eski sevgilinin fotoğrafısın.
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!
Enginde yavaş yavaş, günün minesi soldu/Zeki Müren nağmeleri eşlik etti bana okurken. Kitaplarda bahsi geçen şarkıları dinlemek büyük keyif benim için