“Şehirde her sabah başka bir maske takıyoruz…
Peki ruhumuz gerçekten nereye ait?”
Mehtap Altan 'ın “Üzümün Başkenti: Saruhanlı’nın Gizemli Öyküsü” kitabı, Saruhanlı’yı sadece bir ilçe olarak değil; üzüm kokusuna, toprağa, köy kahvesine, çeşme başı sohbetlerine sinmiş kocaman bir ruh olarak anlatıyor.
Gezi kitabı gibi görünüp, satır aralarında sana şehir yorgunluğunu, köklerine dönme isteğini, “acaba ben de böyle yavaşlayabilir miyim?” sorusunu fısıldayan bir anlatı bu. Bağ bozumu hazırlıkları, gündelik hayatın küçük ayrıntıları, köy insanının yalın ama çok şey anlatan bakışları… Hepsi sanki bir Ege rüzgârı gibi sayfalardan yüzüne vuruyor.
Altan’ın dili hem şiirsel hem de çok samimi; bilgi vermekten çok “his geçiriyor” insana. Turistik bir rota çizmektense, Saruhanlı’nın belleğini, üzümün hikâyesini, toprağın hafızasını gösteriyor.
O yüzden bu kitap;
“Taşrada yaşam” temasını sevenlere
Şehirden kaçıp Ege’ye yerleşme hayali kuranlara
Yavaşlamayı, içe bakmayı, altı çizilesi cümleleri sevenlere özellikle iyi gelecek bir okuma.
Sayfaları kapattığında aklında tek bir soru kalıyor:
“Belki de kaçmam gereken yer şehir değil, bunca zamandır kendimden uzak kalışım…”
Senin ruhun nerede nefes alıyor: Şehrin hızında mı, yoksa bir bağ yolunun sessizliğinde mi?